Ana SayfaPortfolyoWebLogGaleriDiğerleri
 

Son birkaç senedir sık sık karşıma çıkan haberler kafamın karışmasına neden oluyor arkadaşlar.

İlk önce gördüğü dizilerden (Power Rangers) etkilenip kendisini uçmak için gökdelenden atan çocuk mu dersiniz, Duke Nukem daki bir sahneyi gerçekleştirmek için ailesini biçen genci mi dersiniz...

Fakat dikkat ettiyseniz bunlar genelde yabancı ülkelerde, özellikle de aile terbiyesi ve korumasının pek sıkı olmadığı yerlerde gerçekleşiyor. Şahsen ben bir kez bile oyunlarda gördüğüm psikopatça kan içeren sahnelere özenmedim. Özenenleri de ruh sağlığı açısından sağlıklı görmüyorum. Düşünsenize, "ben metrikisim" diye herif zıplıyor uçmak için :) Var mı böyle bir mantık yahu?

Haberlerin manşetleri şöyle:

  • Duke Nukem oyununu oynayan çocuk, sahneyi canlandırmak için ailesini öldürdü.
  • Kendisini Power Rangers sanarak kendisini 50. kattan attı.
  • Kendisini ... sanan ... 3 kişiyi öldürdü beş kişiyi yaraladı. Kaziantep'te meydana gelen olayda, katil zanlısı közaltına alındı, sonra geri salındı.

Alın size saçmalıklar. Buyrun siz karar verin. Ben çocukluğumdan beri oyun oynuyorum ama kimseyi öldürmedim ama elin yabancısı gidip ona buna saldırıyor uçmaya çalışıyor. Çıkmış bu dünyanın çivisi...

Bugün Büyük Adadaydım. Bir akrabam ve okuldan bir arkadaşımla gittik.

Gider gitmez ilk işimiz bisiklet kiralamak oldu. Geçen seferden edindiğim tecrübelerle direk olarak bildiğim bisikletçiye gidip oradan aldık bisikletleri. Hemen adanın sessiz, sakin ve yeşil arka tarafına doğru yollandık üçümüz. Yolda giderken bir çok eski evi görme ve fotoğraflarını çekme şansı yakaladım. Kimi evler çok eski ve bakımsızdı, kimisi ise eski model klasik arabalar gibi iyi bakımlı bir şekilde yıllara meydan okuyorlardı.

Birkaç saatlik bisiklet maratonunda yer yer biraz fotoğraf çekmek, biraz soluklanmak, biraz da manzaranın keyfini çıkarmak için durduk. Yoldaşlardan birisinin (adını veremeyeceğim) yoğun şikayet, mırıltı ve gurultularına dayanamayıp, koca adanın daha yarısını dolaşamadan meydana doğru yola koyulduk tekrar. Yolda şakalarla, bağırışmalarla ve kimi zaman da sessizlikle ilerliyorduk. Atların nal sesleri ve yaprakların hafif hışırtılarından başka birşey duymaz bir halde bir bankta oturduk ve biraz müzik dinledik.

Mola bittiğinde tekrar hızla yola koyulduk ve meydana varmadan bir tostcuya girip sosisli sandviçleri mideye indirdik. Uzun bir sohbet küründen ve etraftaki güzellikleri (!) gözlemledikten sonra bisikletleri iade etmek üzere meydana vardık. Sonra sahile inip önce batıya doğru yürüdük biraz. Orada fotoğraflar çekip biraz geyik yaptıktan sonra bu sefer de doğu tarafına yürümeye başladık.

Kah bir banka oturup denizi izledik, kah kalkıp tekrar yürüdük ve derken sahilde bir restoranın önünde biraz (!) büyük ebatlı bir kedi bulduk (22 kiloluk ufak bir kedicik işte). Kedi ilk bakışta Garfield'ı andırıyordu, ama daha sonra öğrendik ki onun kuzeniymiş uzaktan. Hayvanın fotoğrafını çekmeye başladım ben tabi, bizimkiler de kediyi sevip onla uğraşıyordu. Derken millet bizim ne yaptığımızı merak edip yanımıza geldi ve kediyi görünce "oha felan oldular". İnsanların "bu ne lan" şeklindeki tepkilerinden sonra bir baktım ki kedi sırt üstü yere yatmış, ayaklarını havaya dikmiş şirinlik yapıyor. Tabi insanların aklı gitti ve karnını okşamaya başladılar. Onlara hiçbir tepki vermeyen kedi durumundan hoşnut görünüyordu. Ne zaman ki ben kedinin karnına elimi yaklaştırıp diğerleri gibi onu okşamaya kalktım, kedi galiba kimliği -ben çocukken kedilere olan düşmanlığıyla ünlü olan "Alf Burak" olarak bilinirim- tespit etti. Ben noluyor ülenn demeye kalmadan bir baktım ki elimde derin bir savaş yarası ve üzerinden süzülen kanlar var! Hemen helikopterle gelen tıbbi yardım ekibi yaramı sardıktan sonra kediye nefret dolu bir bakış atıp yoluma devam ettim arkadaşlarımla.

Biraz çay, biraz sohbet ve biraz da yağmurun yağmasından gelen korkuyla artık gitme vaktinin geldiğini anladık. Vapur iskelesine doğru yollandık ve vapura bindik.

Vapurda çıktığımız üst katta biraz tombul bir bayanın yanına oturdu arkadaşlarım. Ben de aralarına oturdum. Ha ha ho ho yolculuk geçerken bir baktım ki tombul teyze de her iki lafımızın arasına bir sazan ustalığıyla dalıyor ve kendince hiper komik, süper zekice, dehşetengiz iğrenç esprilerini yapıyor ve yanındaki kendisinin tam tersi bir yapıya sahip olan arkadaşıyla "hüğahahahahhhaaaaahhhh" diye gülüyor. Bir süre sonra bu bayan bizden biraz yüz bulmuş olacak ki bize şaka filan yapmaya hatta işi ilerletip takılmaya başladı. Hatta bir yerde büyük bir cürret edip fotoğrafa poz verirken benle dalga geçmeye kalktı. Benim "hrrrr" sesiyle gösterdiğim dişlerimin keskinliğini görünce de vazgeçti ciklemekten ve yolculuk bitene kadar konuşmadı bir daha.

Sonra Eminönü'nde birşeyler yedikten sonra bindik otobüse ve evlere dağıldık. Ve şimdi de burada bu yazıyı yazıyorum. İşte böyle güzel bir gündü dostlar. Allah günümüzden geri koymasın cümlemizi. (Amin!)

Enstrümental Gitar Müziği: Jason Becker, Yngwie J. Malmsteen, Hasan Cihat Örter, Gipsy Kings, Gipsy Passion, Serdar Öztop
Kafa Ütüleyici, Hızlı, Metal Müzik: Children of Bodom, Dream Theater
Kaliteli Metal Müzik: Metallica, Megadeth, Anathema, In Flames, Santana (Hafif pop)
Blues: Eric Clapton, ZZ Top, BB King, Yavuz Çetin
Jazz: Jiri Stivin, Kerem Görsev

Hayatta değiştiremeyeceğiniz bazı şeyler olur. Bunlardan bazıları sizle ilgili hatalardır. Devamlı aynı aptallıkları, aynı hataları tekrarlar durursunuz. İnsanlar bu yüzden sizden uzaklaşırlar.

Kimileri sizin yaptığınız hataları yapmadıkları için insanlarla çok iyi ilişkilere girerken, siz onlara bakmakla yetinirsiniz. Sonra durup dersiniz: "ben nerede yanlış yaptım, hatam neydi?".

Hatanız sadece kendiniz olmaktır. İnsanlar sabırsız yaratıklardır. Başkalarının kaprisleriyle, huylarıyla, alışkanlıklarıyla veya tarzlarıyla uyum göstermek için çaba göstermezler. Gidip kendi kriterlerine en uygun kim varsa onunla takılırlar. Kimi insanlar çok kişinin kriterlerine hitap eder, kimisi de sınırlı sayıda kişiyle uyum sağlayabilir.

Yani bu tamamiyle bir uyum sürecidir. Siz ne yaparsanız yapın bu kanunu değiştiremezsiniz. Sadece oturup sessizce kendinizi tartarken, bir yandan da üzülürsünüz, keşke farklı olabilseydim diye. Bir gün sizi olduğunuz gibi sevecek, size siz olduğunuz için sahip olacak birileri karşınıza çıksın diye dua edersiniz. Umudunuz tükenir, yok olur gider...

Fakat eğer benim gibi balık hafızalı bir kişiyseniz, bu düşüncelerinizi beyniniz en ücra yerlere atar ve sabah uyandığınızda o düşüncelerden hiçbir şey hatırlamazsınız. Yine aynı şey olur, yine aynı hatalar, yine aynı tartışmalar ve yine hüsran. Bu acıyı çok yaşarsınız ama kendinizi değiştiremezsiniz. Bu gücü kendinizde bulamazsınız. Birşeyler olması için Allah'a dua eder yalvarırsınız ama günahlarınız bunların gerçekleşmesine engeldir bir yerde.

Gözleriniz dalar gider, acaba farklı olsaydım nasıl olurdu diye hülyalara dalarsınız. Pembe panjurlu ev fantezisinin birçok versiyonu gözünüzün önünden akar gider ama gerçek dünyaya döndüğünüzde herşey aynıdır.

Kimse sizin ne hayaller içinde olduğunuzu umursamaz dostlar, zaman değişim zamanı, zaman hatalardan ders çıkarma zamanı. Siz siz olun hımbıllık yapıp bir köşeye çekilip değişim içinde sabit durmayın. Siz de onunla beraber açılın engin denizlere. Belki bir gün karşılaşırsınız o kişiyle...

Tamamen benim ürünüm olup biraz su yüzeyi, biraz da ebru sanatına benzeyen bir görüntüdür kendisi. Hadi başlayalım:
Adım 1: Yeni bir döküman açın.
Adım 2: D tuşuna basın.
Adım 3: Filter>Render>Clouds filtresini uygulayın.
Adım 4: Filter Sketch>Chrome filtresini açın ve tüm ayarları sağa çekin.
Adım 5: CTRL+U veya Image>Adjust>Hue/Saturation komutunu verin. Buradan mavinin güzel bir tonunu "Colorize" açık olmak üzere seçin.

İşte bu kadar basit.

Hayatım boyunca başıma gelen hadiselerde, kendimde olan hataları aradım durdum. Devamlı olarak bir şeyleri düzeltmeye çalıştım. Bazen bu düzeltmeye çalıştığım şeyler benden kanaklandığı için bir yere kadar halledilebilir şeylerdi. Fakat eğer yanlışlıklar karşı taraftan kaynaklanıyorsa bunu düzeltmeye çalışmak bile yeni bir hatanın oluşmasına meydan verebilir dostlar.

Örneğin birisi size hoşunuza gitmeyen bir laf söylediğinde bunu kendisine söylemeniz (uygun bir dille tabi ki) belki sorunu halledebilir. Ama bir ihtimal sorun daha da büyüyebilir. Mesela en neşeli anınızda bir espri yaptığınızda yanınızdaki kişi küt diye bir laf söyleyip sizi bozduğunda onu söyleyip söylememeniz gerektiğini önce bir düşünün ona. Çünkü bazen sabretmek söylemekten daha karlı olabilir.

Sabretmek derken, bir yanağınıza tokat yediğinizde öbürünü uzatmaktan bahsetmiyorum tabi ki. Söylemeye çalıştığım şey, o hatayı yapmamaya çalışıp, biraz daha dikkatli davranmanızdır. Bu biraz zor fakat yapılamayacak birşey değil. Sadece birazcık alıştırma gerekli ;)

Siyah bir arkaplanda patlayan bir yazı mı yapmak istiyorsunuz? Hani şu Batman yazısının yazıldığı tarzda?
O zaman başlayalım.
Adım 1: Yeni bir döküman açın. (En az 640x480 olsun)
Adım 2: Dökümanın tam ortasına büyük puntolarla ve siyah renkte bir kelime veya isim yazın. Çok uzun birşey yazmayın çünkü çok karman çorman oluyor yazı.
Adım 3: Yazı katmanını sağ tıklayıp Duplicate Layer seçeneğini seçin.
Adım 4: Yeni oluşan katmanı sağ tıklayıp Rasterize (TEXT) Layer ı seçin.
Adım 5: Edit>Fill komutunu verin. Color: White, Mode: Multiply olarak seçin ve onaylayın.
Adım 6: Filter>Blur>Gaussian Blur ı seçin ve 1,5-2 arasında değer verin. Önemli olan aslında şu: Yazı okunaksız olmamalı fazla.
Adım 7: Filter>Distort>Polar Coordinates i seçin ve Polar to Rectangular ı seçin.
Adım 8: Image>Rotate Canvas>90 CW seçin.
Adım 9: Filter>Stylize>Wind filtresini iki kere uygulayın.
Adım 10: CTRL+SHIFT+L ye basın. Bu görüntüyü biraz düzeltecektir.
Adım 11: CTRL+I komutunu verin. Bu renkleri tersine çevirecek.
Adım 12: 2 kez CTRL+F ile son uyguladığımız wind filtresini uygulayalım.
Adım 13: Image>Rotate Canvas>90 CCW seçin.
Adım 14: Filter>Distort>Polar Coordinates> Rectangular to Polar ı seçin.

Alın size güzel bir yazı.

Bonus 1: En üstteki katmanın özelliğini Normal yerine Hard Light yaparsanız alttaki yazı da görünecektir.
****Bonus 2:**** Bu çok önemli. Patlama efektine renk vermek için en üst katman seçili iken CTRL+U komutunu verin. Colorize seçili iken Hue ve Saturation ile oynayarak istediğiniz rengi verin.

Süper oldu;)

http://www.burakgurbuz.com/mou.jpg


BurakGurbuz.com | Kişisel Portfolyo | Blog | Galeri | bblog PHP v5.00 | Tüm hakları saklıdır. İzin alınmadan kopyalanamaz