Ana SayfaPortfolyoWebLogGaleriDiğerleri
 

Ben normalde hiçbir şekilde kıskanç olmayan birisiyim. Birisi birşey aldığı zaman asla kıskanmam, onun için mutlu olurum. Birisi benden daha başarılı olduğu zaman bunu sindirebilirim. Tamam, o konuda daha fazla çalışırım, daha başarılı olmak için uğraşırım. Ama asla hırs ve kıskançlık yapmam.

Her ne kadar böyle mülaim, naif bir insan evladı olsamda belli bir raddeden sonra insan değişebiliyor. Daha önceki yazılarımda söylediğim gibi yaklaşık bir aydır bir işyerinde çalışıyorum ve evimde tek başıma kalıyorum. Her ne kadar bunlar güzel şeyler olsa da insan yanlız kalınca belli bir süre sonra gıcıklanmaya başlıyor. Tıpkı benim gibi...

Mesela arkadaşımdan 5 gündür haber alamıyordum. Meğer adam tatile gitmiş başka bir arkadaşıyla. Ben de çalışıyorum diye aramamış köftehor :) Ben bundan kıl kaptım. Ama kıskanmadım. (Varan 1)

Geçen gün annemle telefonda görüşürken laf arasında bana Arsuz'a tatile gittiğini söyledi. Ben bu şok edici durumdan sonra (neden şok edici olduğunu tahmin edebilirsiniz) dumur oldum. Dedim ki kendime, "yahu tek salak sen misin? neden güzelim tatili bırakıp da işe girdin, eşek gibi çalışıyorsun? Çık gez, toz, eğlen. Gençliğin tadını çıkar!". O andan itibaren tüm tatile gidenleri ve eğlenenleri kıskanmaya başladım. Onlara diş bilemeye başladım. Ne zaman ki birisi tatil lafı eder, ona kükrer oldum :)

Gel zaman git zaman artık iyice bu konu beni sinirlendirmeye başladı, ben de hırsımı bu kara sayfalardan aldım. Artık burası benim kıskançlığımı ve hırsımı kustuğum yerdir dostlarım. Bu böyle biline.

Ve unutmayın ki, en naif ve mülayim insan bile bir gün kıskanç olabilir. Tıpkı benim gibi...

Nıhahahahaaaaaa! (Erol Taş ve diğer kötü adamların gülüşü)

Birkaç ay evvel internette tavla oynamak için netgammon adlı bir program indirdim. Oyuna girip oynamaya başladım. Derken eysil diye bir oyuncuyla tanıştım. Bir kızdı. Oyun oynarken bir yandan da sohbet ediyorduk.

Kız, sohbette gördüğüm kadarıyla en kafadar kızlardan birisiydi. Özellikle bilgisayar terimlerinden anlaması, beni hem etkilemiş hem de şaşırtmıştı :D

Derken günler ve aylar geçti. Şu an onunla çok iyi iki dostuz. Allah bozmasın inşallah.

İyi ki varsın turşuuuuu ;)
Dostun Burak

Yaklaşık 1 ay önce memleketimden buraya staj yapmak için geldim. Normalde valide hanımla beraber yaşıyorum ama kendisi memlekette kalmak istediğinden ben tek geldim. 1 aydır yanlız başıma kalıyorum ve sizlere bu konu ile ilgili fikirlerimi aktarmak istiyorum:

Artılar:

  1. Kimse sana birşey demiyor. Kafana göre yaşıyorsun, istediğini yapıyor, istediğine gülüyor, istediğini giyip, istediğini yiyorsun.
  2. Eve giriş çıkış saatleri serbest, İstanbul gibi güvensiz bir yerde evde birisini yanlız başına bırakma korkusu olmadan çıkabiliyorsun dışarıya.
  3. İstediğin zaman temizlik yapıp, istediğin zaman yatıp, istediğin zaman kalkabiliyorsun.

Eksiler:

  1. Konuşacak kimse yok
  2. Yapacak hiçbir şey yok
  3. Sıkıntı çok
  4. Eğer temizliği zamanında yapmazsan dağ gibi birikiyor
  5. Uyuya kalırsan kaldıran olmuyor

Ayrıca bazı klasik söylevler vardır tek yaşamak ile ilgili. Mesela:

  1. Laf: Tek yaşa, hayatın tadını çıkar.
    Cevap: Ne alakası var?
  2. Laf: Tek yaşa, kızlarla daha rahat ilişkilerin olur.
    Cevap: Kim böyle birşeyi istediğimi söyledi? Ben tam tersi, elin evine rahatça giden kızlardan pek haz etmem. Millet beni ne sanıyor, kazanova veya zampara mı?
  3. Laf: Bekarlık sultanlıktır!
    Cevap: İlk olarak söyliyeyim, bu bekarlıktan kasıt, tek yaşamaktır. Her türlü bekarlık rezilliktir. Hayatın sadece kötü yanlarını yaşamaktır, berbattır.
  4. Laf: Evde tek başına yaşamak çok rahattır.
    Cevap: Hadi oradan, neresi rahat? Tüm ev işleri sana, tüm güvenlik işleri de sana. Kapıyı kontrol et, ocağı kontrol et, camı kontrol et. Yerleri sil, bulaşığı yıka. Bla bla bla... Bunları birisiyle paylaşarak yapmanın yanında, tek başına yapmak akıl karı değil...

Her neyse, benim fikirlerim bundan ibaret. Uzun lafın kısası bekarlık rezilliktir. Yanlızlık Allah'a mahsus olup, tüm hakları saklıdır. Kimseye kar değildir, olmamalıdır da...

Tekrar merhaba,
Sizlere biraz kendimi tanıtayım öncelikle.
Doğum Tarihi: 1986
Doğum Yeri: Trabzon
İlkokul: Gaziantep Fehime Güleç İÖO, Mustafa Kemal İÖO, Behiye Reşat Kaleoğlu İÖO (Biliyorum çok olaylı bir ilkokul dönemi geçirdim:))
Ortaokul:Fitnat Nuri Tekerekoğlu Anadolu Lisesi, Erdem Koleji.
Lise: Erdem Koleji, Sunguroğlu Lisesi
Üniversite: Marmara Üniversite İşletme Bölümü, 2. sınıf
Hobiler: Gitar çalmak, müzik dinlemek, kitap okumak, sinema, bilgisayar, web tasarımı
Bu yazıyı yazdığı sıralardaki işi: Nakpa Plastik San. Tic. A. Ş. de stajyer
En sevdiğim yemek: Şnitzel
En sevdiğim araba: Mustang ve Dodge Viper RT/10
En sevdiğim TV programı: South Park
En sevdiğim sinema filmi: Star Wars serisi
Bence en büyük insan: Hz. Muhammed (S.A.V.)
En iyi gitarist: Alexi Laiho (Children of Bodom)
En iyi dostlarım: Gökhan ve Fatih
En iyi grup: Metallica
En sevdiğim kitap: Lord of the Rings

Neyse size hesaplarımı hacklemeniz için yeterince bilgi verdim. Umarım benim hakkımda biraz bilgi sahibi olmuşsunuzdur. Yorumlarınızı beklerim...

Burak

Çok uzak değil, birkaç sene evvel büyük bir deprem meydana geldi ve içinde tanıdıklarımın da olduğu birçok insan bu felakette Allah'ın rahmetine kavuştu.

Onların anısını unutmadık, umarız iyi bir yerde, rahatlardır. Ruhları şad olsun...

Merhaba sevgili ziyaretçi,
Öncelikle sitemi zaman ayırıp gezdiğin için sana çok teşekkür ederim. Burada belki biraz olsun ilgini çekecek birşeyler olursa, bil ki çok mutlu olurum. Yazılarımla ilgili yorum yapmaktan ve öneri sunmaktan lütfen çekinme. Yorumlarını bekliyorum.


BurakGurbuz.com | Kişisel Portfolyo | Blog | Galeri | bblog PHP v5.00 | Tüm hakları saklıdır. İzin alınmadan kopyalanamaz