Ana SayfaPortfolyoWebLogGaleriDiğerleri
 

Çocukluğumdan beri hayalimdi bir teleskop sahibi olmak. Yıllar geçtikçe birçok ilgi alanım değiştiyse de, astronomiye olan ilgim asla kaybolmadı. Allah'ın varlığını kanıtlarcasına tavaf eden o uydular, gezegenler, yıldızlar, sistemler, galaksiler ve daha nice gökcismi beni büyülerdi adeta.

Bugün Youtube da dolaşırken bulduğum bir video. Pixar'dan babam çıksa yerim arkadaşlar.

Not: Sondaki domuzun ifadesine dikkat!

 

Bu sene de gelip geçti Ramazan olanca hızıyla. Hamdolsun, şu an itibariyle kaçırdığım oruç yok. Sadece 2 gün zorlanma yaşadım ve problemsiz bir Ramazan geçirdim günlerin uzamasına rağmen. Geçen senelere nazaran daha rahat geçirdiğim Ramazan'da, bazı şeyler de gözlemledim.

Apple'ı zengin eden ünlü iPod'u bilmeyenimiz yoktur heralde. Tabi ki son yıllarda çıkan özellikle de iPod Nano modeliyle anılmaya başlayan 'çizilen' iPod'lar çoğumuzun malumatıdır. Apple aldığı şikayetlerden gıcık olmuş olacak ki, yeni ürünü iPod Touch'da bir değişiklik yapmış. Çizilmediği iddia edilen bu cihazı bir arkadaşımız da kalite kontrol testine tutmuş. İzleyelim.

Süper Baba'nın müziğini flütle çalmışsanız

LC Waikiki veya benetton tüm renkleriyle kıyafetlerinizde önemli markalar olduysa...

SHOW TV'nin müziğini hala hatırlıyorsanız dup dıbu dıp dıp dıbı dıp dum...Tabi ki bir de :İyi TV eyç bi bi, eyç bi bi iyi TV

Dün iş çıkışı eve gitmek üzere Mecidiyeköy'den otobüse bindim. Kuruldum boş bir koltuğa. Derken karşı koltuğa bir kız oturdu. Başta dikkatimi çeken birşey yoktu. Alelade bir bayan... Derken bir ara bakımlı saçlarının arasından küpeleri ortaya çıktı. Üzerinde ünlü playboy işareti olan sevimli "tavşan" arkadaşımız vardı.

Son zamanlarda yeni kiraladığımız evi düzenlemek için Anadolu Hisarı'na gidiyorum sık sık. Malum uzun yol, 3 vasıta. Her zamankinden çok insan görüyorum yolda. Ve aslında, daha da fazla üzülüyorum malesef.

Normalde en mazbut kesimin oturduğunu sandığım Üsküdar'dan bindiğim otobüsle yolculuk ederken, bir çift biniyor ve oturuyor yakınımda bir koltuğa. Başta konuşuyorlar normal normal, derken biraz yakınlaşıyorlar, derken sonra iyice abartıp kafamı o tarafa çevirmemeye kendimi zorlamaya itiyorlar. Etrafta bakan var mı, ayıp mı, günah mı diye düşünmek akıllarına dahi gelmiyor. İşlerine bakıyorlar, bir Allah'ın kulu (ben de dahil) bir şey diyemiyor malesef.

Hani giderken böyle birşey oldu, sinirim bozuldu, kafamı çevirdim, peki ya dönerken aynı hadise başka bir çift tarafından yine olursa ne yapayım? Resmen patlama noktasına geliyorum. Çok sinirlenmeme rağmen yine hadise çıkmaması için susuyorum, kalbimle buğz etmekle yetiniyorum. Fakat orada keşke yeterli kudretim olsa da onlara yaptıklarının yanlışlığını anlatabilsem. Fakat hidayet Hakk'tandır diye susup sadece dua edebiliyorum.

İşin kötü yanı nedir biliyor musunuz? Bu davranışları sergileyenlerin çoğu ailesinden bunun ahlakını almış, yaptıklarının ciddiyetini bilen insanlar. Yakın tanıdıklarımdan böyle şeyler yapanlar olunca onlara söylediğim zaman yanlışlığı, "ah abi biliyoruz da ne yapalım işte" demekle yetiniyorlar. Bu beni daha çok yaralıyor.

Fakat bir önceki yazıda yazdığım hadise bununla ilintili, insanlar tepkilerini dile getirmekten korkar bir hale geldiler bu güzelim ülkede artık. Müslüman çoğunluğa sahip bu ülkede bu hallere düşeceğimizi Yahya Efendi zamanında görmüş. Ah keşke önlemini de alsaymışız zamanında...


BurakGurbuz.com | Kişisel Portfolyo | Blog | Galeri | bblog PHP v5.00 | Tüm hakları saklıdır. İzin alınmadan kopyalanamaz