Ana SayfaPortfolyoWebLogGaleriDiğerleri
 

Dün iş çıkışı eve gitmek üzere Mecidiyeköy'den otobüse bindim. Kuruldum boş bir koltuğa. Derken karşı koltuğa bir kız oturdu. Başta dikkatimi çeken birşey yoktu. Alelade bir bayan... Derken bir ara bakımlı saçlarının arasından küpeleri ortaya çıktı. Üzerinde ünlü playboy işareti olan sevimli "tavşan" arkadaşımız vardı.

Son zamanlarda yeni kiraladığımız evi düzenlemek için Anadolu Hisarı'na gidiyorum sık sık. Malum uzun yol, 3 vasıta. Her zamankinden çok insan görüyorum yolda. Ve aslında, daha da fazla üzülüyorum malesef.

Normalde en mazbut kesimin oturduğunu sandığım Üsküdar'dan bindiğim otobüsle yolculuk ederken, bir çift biniyor ve oturuyor yakınımda bir koltuğa. Başta konuşuyorlar normal normal, derken biraz yakınlaşıyorlar, derken sonra iyice abartıp kafamı o tarafa çevirmemeye kendimi zorlamaya itiyorlar. Etrafta bakan var mı, ayıp mı, günah mı diye düşünmek akıllarına dahi gelmiyor. İşlerine bakıyorlar, bir Allah'ın kulu (ben de dahil) bir şey diyemiyor malesef.

Hani giderken böyle birşey oldu, sinirim bozuldu, kafamı çevirdim, peki ya dönerken aynı hadise başka bir çift tarafından yine olursa ne yapayım? Resmen patlama noktasına geliyorum. Çok sinirlenmeme rağmen yine hadise çıkmaması için susuyorum, kalbimle buğz etmekle yetiniyorum. Fakat orada keşke yeterli kudretim olsa da onlara yaptıklarının yanlışlığını anlatabilsem. Fakat hidayet Hakk'tandır diye susup sadece dua edebiliyorum.

İşin kötü yanı nedir biliyor musunuz? Bu davranışları sergileyenlerin çoğu ailesinden bunun ahlakını almış, yaptıklarının ciddiyetini bilen insanlar. Yakın tanıdıklarımdan böyle şeyler yapanlar olunca onlara söylediğim zaman yanlışlığı, "ah abi biliyoruz da ne yapalım işte" demekle yetiniyorlar. Bu beni daha çok yaralıyor.

Fakat bir önceki yazıda yazdığım hadise bununla ilintili, insanlar tepkilerini dile getirmekten korkar bir hale geldiler bu güzelim ülkede artık. Müslüman çoğunluğa sahip bu ülkede bu hallere düşeceğimizi Yahya Efendi zamanında görmüş. Ah keşke önlemini de alsaymışız zamanında...

Bazen kendime şaşırıyorum. Millet gider Mersin'e, ben giderim tersine. İlla ki Kandıralı olacam, illa ki aykırı olacam. Aykırı olmak için uğraştığımdan değil, Allah yapısı. Beni biraz uyuz yaratmış galiba, çocukluğumdan beri normal olmayı başaramadım.

Ahir zaman mı geldi, ne oldu? Kafamı nereye çevirsem, bir dengesizlik, bir saçmalık, bir abukluk başını almış gidiyor. Herşeyin, herkesin, her yerin dengesi bozulmuş. Bir süre sonra kafanın şalterleri atıyor, anormal duruma alışamadığı için psikopata bağlamak zorunda bırakıyor insanı.

Dengesizliklerin bir sürü örneği mevcut elimizde: ilki kız-erkek ilişkileri.
Eskiden kız kaçar erkek kovalardı. Kızlar naz yapar, işi yokuşa sürer, seçici davranır, ağırdan alır, kendini ağırdan satardı. Şimdiyse bakıyorum, erkeklerin peşinden koşuyorlar. Herşeyi kendilerine hak gören kız tipinden tut da, namuslu ayaklarına yatıp her haltı rahatlıkla beceren kızlara kadar envaisi mevcut elimizde.

Hiro NakamuraSon zamanlarda benim de dahil olduğum bir çılgınlık aldı başını gidiyor Heroes adıyla. Sürükleyici hikayesi, harika görüntüleri ve çekici bilim kurgu ögeleriyle bezenmiş bir dizi ve çizgi roman Heroes.

Kolay kolay her dizi veya filmin fanatiği veya takipçisi olmam, fakat eğer yukadıraki özelliklere sahipse benim için sihirli formülü kullanmış demektir o dizi. Dün itibariyle final sezonu Amerika'da yayınlandı ve ben de tabi ki hemen izleyiverdim.

Son zamanlarda gerek yaşadığım olaylar, gerekse de genel hayal görüşüm gereğince, bu dizide bir çok çıkarımda bulundum. Bunlardan en önemlisi ise DOSTLUK kavramı. Öyle ki, dostunun öleceğini biliyorsan, ve bunu düzeltebilecek güce / beceriye sahipsen, ama korkaksan, bunu aşabiliyorsan, işte o zaman dostluk kavramını karşılıyorsun demektir. Aynen bunu karşılayan karakter ise dizideki Hiro Nakamura.

Hayran olduğum bir insan tipi vardır. Adama bir görev verilir, adam görevi üstlenir, işi bitirmek için bir zaman taahhühütünde bulunur, o zamana kadar ne olursa olsun adam bir şekilde bitirir o işi. Öyle ki, zaten çok büyük sorunlar dışında problem de olmaz genelde, çünkü adam programlı, düzenlidir. Neyi, ne zaman, nasıl yapacağı çoktan bellidir. Planını yapar, kurgular ve uygulamaya geçirir.

İnsanlar çeşit çeşit. Kimisi çok açık fikirli. Kimisi her fikri emmeye hazır bir sünger gibi. Kimisi, kafasında oluşturduğu tabular hakkında konuşulmasına dahi tahammül edemez. İnsanlar kendi içlerinde bir onur meselesi veya bir "fanatizm" haline getirdikleri fikirlerini anlamsız bir şekilde saldırganlaşarak savunuyorlar.


BurakGurbuz.com | Kişisel Portfolyo | Blog | Galeri | bblog PHP v5.00 | Tüm hakları saklıdır. İzin alınmadan kopyalanamaz