Ana SayfaPortfolyoWebLogGaleriDiğerleri
 

Son zamanlarda yaşadığım çağı, içinde bulunduğum zamanı sorgular oldum. Bulunduğum mekanlar, birlikte olduğum insanlar beni o kadar soyutladı ki buradan, bunaldım yine. İnsanlar yeni icatlarda bulundukça, kendilerince geliştikçe, aslında ilkelleşiyorlar.

Örneğin metropoller: kalabalığın içinde yanlız olmak değimi bu kavram ile ortaya çıktı. Birbirini tanıyan ama selam vermeyen komşular. Birbirini yılda bir gören ve aynı şehirde oturan yakın akrabalar. Kalabalığın kaotik halinden yararlanarak her kötülüğü kendine mübah sayan iğrenç insanlar... Bende gerçekten de kötü hisler uyandırıyor gidişatımız konusunda bu durumlar.

Bir başka boyutta aile yaşamı: Eskiden tanıyıp evlenme diye bir şey yokmuş. Şimdiki gibi insanlar "Ben tanımadığım birisiyle evlenmem" demezmiş. Tamam, tanışırlarmış, herşey kız veya erkeğin gönlüne kalırmış ama görücü usulü denilen şey bize ne kadar ilkel gelse de sanırım en doğru çözüm. Eskilerin bir bildiği varmış ki o yöntemi uygun görmüşler. Şimdi ise insanlar güya sevdikleri, beğendikleri, kendilerine layık gördükleri kişilerle evleniyor da ne oluyor. Boşanma oranları tavanlarda geziyor. İngiltere'de her 4 çocuktan bir tanesi babasız büyüyor. Sonra da bunun adına medeniyet deniliyor.

Ha bir de ahlaki çöküntü var: Kızlarla oğlanlar arasında bir sınır, bir perde kalmamış vaziyette. Öyle ki, eskiden erkeklerin bile aralarında konuşmadıkları kadar mahrem konular şimdi oğlanlarla kızlar arasında geyik konuları olarak dönmekte. Zinayı hafife alanlar almış başını gitmiş denecek kadar çok. Her yerde bir "daha nasıl açık giyinebilirim" yarışı var. Önce açık saçık giyinirler, sonra karşı taraf bir fiilde bulununca bağırır çağırırlar.

Ayrıca bir de haramın, haksızlığın her yere girmesi, herkesin kanına karışması konusu var. O kadar kötü bir durumdayız ki, faiz en müslümanım diyen adamın bile günlük işlerinde gözünü kırpmadan yaptığı rutin bir işlem olmuş.

En son olarak da insanların çevrelerindeki Allah'ın yarattığı şeylere zarar verme çabaları... Bu öyle bir hal almış ki, bırakın diğer insanlara karşı düşüncesiz davranmayı, içinde yaşadığımız güzelim dünyayı bile harap bitap bir hale getirmeyi başardık. NTVMSNBC de hergün öyle kötü haberler okuyorum ki, ağlayasım geliyor. Çocuk yapma konusunda endişelerim var. Çünkü 2050'de hayvan ve bitkilerin 4 te birinin tükenmiş olacağı bir dünyaya onları getirmek gibi bir lükse sahip miyim diye düşünüyorum hep.

Umarım endişelerim yersizdir diyorum ama bunları kuruntu olarak getirmiyorum aklıma. Bunlar sadece gözlemlerim sonucunda vardığım yerler. Umarım durum daha da kötüye gitmez, Allah hepimizin sonunu hayır etsin.

İlginç, insan eğerki 10 milyonu sadaka verecek olsa bu miktarı çok bulur ama 10 milyon ile mağazadan birşey almaya gitse alacak birşey bulamaz...

İlginç,insan 10 dk zikir edecek olsa bu zamanı çok bulur ama bir film veya maç olsa bir buçuk saatlik zaman onun için hemen geçiverir...

İlginç, bir futbol maçının uzaması insanın hoşuna gider ama Cuma namazında hutbenin birkaç dk uzaması hiç de hoşuna gitmez...

İlginç,insan duyduğu dedikoduya hemen inanır ve kabullenir ama kesin doğru olduğunu bildiği birşeyi inat ederek hemen kabullenmez...

İlginç,insan modayı her an takip eder ama Peygamberimiz (s.a.v) sünnetini moda gibi bilmez veya bilsede uygulamaz...

İlginç,insan camide bir saat ibadet ederek vakit geçirecek olsa onun için zaman geçmek bilmez ama televizyona bakarken zaman onun için çabucak geçer...

İlginç,insan namaz kılarken,ibadet esnasında dünyevi konuları düşünmeyi sever ama normalde İslamiyet'i düşünmekten kaçınır...

İlginç,insana bir sureyi veya surenin anlamını okumak zor gelir ama bir romanı okumak onun için kolaydır...

İlginç, insan konserde ilk sıralarda olmak için çaba sarfeder ama camide ilk sıralarda olmak için çaba sarfetmez. Aksine namazın sonunda hemen çıkıp gideyim diye son sıralarda olmak ister...

İlginç, bir ayet yada hadis ezberlemek insanın zoruna gider ama müzik listesi top 10'da olan şarkıların hepsini ezbere bilir...

İlginç,insan ajandasında bir İslami toplantı için zaman bulamaz ama dünyalık işler için çok zaman bulur.

İlginç,insan İslami konuları dinlemeyi ve anlatmayı zor bulur ama dedikoduları dinlemeyi ve anlatmayı çok sever...

İlginç, insan CENNET'e gitmeyi ister ama hiçbir şey
yapmadan...
Sizce de ilginç, değil mi?

İnsanların dengeleri ne kadar da bozulabiliyor veya yerine gelebiliyormuş meğer. Geçenlerde tam dedim ki "Gene dibe battık, bu sene de dersler beter", evvel gün bir şeyler oldu. Benim matematikten hiç ümidim yoktu. Diğer dersler de ondan dolayı güme gidecek diyordum. Derken cuma günü notları topladım, cumartesi de matematiğe çalışmaya başladım.
Bir baktım ki, çözdükçe çözebiliyorum. Kafam basmaz sandığım bir çok soruyu kotarabiliyorum. Gaz geldi. Az ama öz çalıştım şu iki gündür. Cuma günü bulutlu bir hava hakimken içimde, bugün gayet neşeli, temiz, güneşli bir hava var aklımın kubbesinde.
Aslında burada gördüğüm şey, insanın ne kadar kolay büyük karamsarlıklardan uzaklaşabildiği. Bir işi yapmadığım zaman, o iş büyüyor, büyüyor, tüm beyin hücrelerimi meşgul eden, omuzlarıma kilolarca yük getiren bir hale geliyor. Fakat ne zaman o iş konusunda bir şeyler yapıyorum, çaba gösteriyorum, o zaman herşey çok daha güzel görünmeye başlıyor önümde.
Belki de "bu bildiğimiz şeyler" diyorsunuz ama gerçekten de insan çalışmalı. Boş durmamalı. Kafanız bozuksa kendinizi anladığınız bir işe verin. Veya bir işten anlamak için uğraşın. Dağıtın fikrinizi, başka bir şeylere yoğunlaşın. Asla statik düşünmeyin. Asla statik kalmayın. Devamlı yeniliklere açık olun, yosun tutmayın. Bu şekilde akıl sağlığınızın kullanım ömrü daha uzun olacaktır :)
Unutmayın: İşleyen demir ışıldar!
Arkadaş ortamlarında en nefret ettiğim tipler:
  1. Başkalarını bozarak karizma yapmaya, ortamda komik adam rolü oynamaya çalışanlar: Bu tipler genelde egolarını tatmin etmek, kızların gözünde de imajlarını "komik şahsiyet" yapmak için başkalarını malzeme yaparlar. Bu tipler acınasıdır.
  2. Yaptığın espiriyi batıran, seni g.t eden tipler: Bir espiri yaptığında o espirinin hiç de komik olmadığını söyleyerek dikkat çekmeye çalışan veletler.
  3. Lafının arasına girip konuyu değiştirenler: Tam sen hızını almış bir şey anlatırken, lafın arasına "zıp" diye girip konuyu değiştirirler. Bunları anlamam, kör ve sağır gibidirler. Biraz salaktırlar.
  4. Birisini hedef alan tipler: Herkes konuşur, adam susar. Senden kıl kapıyor ya, sen bir şey deyince "Blöaağğhhh" diye kusar sana. Herkesin gözü ayrılır. Bu tipler en aptalı, en eblehi en acınasıdır ortamların.

İşte bu tip insanlardan nefret ediyor, onlara acıyorum.

Toplumdaki insanların her zaman sağlıklı olmasını bekleyemeyiz değil mi? Hatta etrafınızda gördüğünüz göremediğiniz çoğu insan da kompleksli olabilir aslında.

Öyle ki, günümüzde insanlar içlerindeki eziklikleri bir şekilde başkalarından intikam alarak bastırma peşindeler. Örnek verecek olursam, bugün bir kaç saat evvel, adamın teki ardından her türlü izi bırakmak şartıyla sitemi 'hack'lemeye çalıştı. O kadar aptal ve ezikti ki, kullandığı ucuz yöntemleri bile tam öğrenememiş yavrucak. Bir kaç hack girişiminden sonra bloku koyduk, başarısız denemelerini başka yerlerde deneyecek artık.

Kimi insanlar da ezikliklerini saklarlar hep içlerinde. Aynı bir küp gibi biriktirirler, lahana gibi morarırlar ama kesinlikle size birşey belirtmemeye çalışırlar. Bunlar takdir görmesi gereken tiplerdir. En azından hayatın her türlü yönüyle birlikte yaşanması gereken birşey olduğunu biliyorlardır çünkü. Diğer ezik gibi size zarar vermeye kalkmaz, sadece kendisine zarar vereceğini bile bile saklar içinde.

Bazen ezilen taraf olmak iyidir, kompleksli olmak. Eğer zaten tamamen komplekssiz bir insansanız sağlığınızdan şüphe etmelisiniz. Allah eğer size kompleks taşıma özelliğini vermiş de sizde bu komplekslerden hiç yoksa, bu sizin biraz sorunlu olduğunuzu gösterir bence. Çünkü dünyadan arınmadan komplekssiz yaşanamaz. Komplekssiz yaşayanlar kendilerini dertten tasadan arındırmış, bencil insanlardır kanımca.

Neyse, lafı uzatmayayım. Bu yazımın sonucunda özet olarak şunu söyleyebilirim: SALAK EZİK LAMER, HADİ BİR DAHA DENE DE EVİNİN KAPISINA YOLLAYAYIM İZBANDUT GİBİ POLİSLERİ!


Mükemmel kişi
 aslında biraz ütopik bir kavram ama sanırım bu zamanla oluşabilecek bir şey. Çünkü mükemmel kişi aslında sizin alışkanlıklarınıza uyan kişi. Eğer sevdiğiniz kişinin farklılıklarına alışabilirseniz sanırım o sizin için mükemmel kişi olacaktır.

Bakalım, gelecek bize neler getirecek.

İnsanları bitkilerden ayıran nedir? Sizi ot olmaktan alıkoyan nedir? Duygular...

Peki neden benzersiz bir silahtır duygularımız? Nasıl kullanır insanlar bunları? Cevap aslında gündelik hayatta çok yaşadığımız olaylarda gizli. Çünkü gün içinde o kadar sık yaşıyoruz ki bu olayları, göremesek de bu silahların tehdidi altındayız aslında.

Örneğin almak istediğiniz bir şey var. Pahalı bir fotoğraf makinesi mesela. Para açığınız var ve kapatmanız için çok süre var. Anneniz veya babanızdan istemeniz zor çünkü onlar da ayrı dertteler. Fakat onlara ucundan çıtlattığınızda isteğinizi, çocuklukları akıllarına geliyor. Ailelerinin bu konularda kendilerine olan tutumları, tek bir pantolonla geçirdikleri yılları, kıtlık dönemleri... Ve diyorlar ki, ben yaşadım bari çocuğum yaşamasın.

Ve bingo! Aslında sizin aklınızda kötü bir şey olmasa bile az önce onları bir silahı kullanarak tehdit ettiniz: Duygular! Onları en hassas yanlarından vurarak, yumuşak karynlaryna bilmeden bir tekme indirerek istediğinizin olması için yardım etmeye zorladınız.

Çok acımasızca değil mi... İnsan bazen istemeden de olsa çok gaddarlaşabiliyor. Aslında bazen, duygulardan arınıp, robot olabilmeyi istiyor insan. Ne aşk acısı, ne zaaflar, ne başka bir şey. Ama o zaman da insanlığınızdan geriye bir şey kalmıyor malesef. Çok büyük bir ikilem. Çözene aşkolsun...


BurakGurbuz.com | Kişisel Portfolyo | Blog | Galeri | bblog PHP v5.00 | Tüm hakları saklıdır. İzin alınmadan kopyalanamaz