Ana SayfaPortfolyoWebLogGaleriDiğerleri
 
 Tank bana en yakın çıkışı bul:  
-en yakını arabayla 30dk uzakta, sana gelmez abi  
-iyi bari birşeyler atıştırayım; tank bana en yakın kebapçıyı bul  
-abi sende b.kunu çıkardın  
-tamam telefon numarasını ver yeter  

- tank bana en yakın çıkışı bul  
- sayın abim, ikinci köprüye girmişin sen. yok artık bi çıkış senin  
için.  
- desene tutulucaz iki saat bu trafikte. eee tank anlat bakalım...  


- tank beni ara kontürüm bitiyor  


-tank bana en yakın çıkışı bul  
-neo ' cum çok şanssızsın ben Cezayir depreminden dolayı Telekomda  
problem varmış baglanamıyorum biraz beklicen...  
-Bana telekomun adresini ver....  


- Tank bana en yakın çıkışı bul.!  
- Ne tank ı kardesim.! yanniş numara, yannıs numaraaa... ( çtonk )  
- Hiii.... hasss...  


-Aloo tang  
-efendim abi...  
-ben bu akşam geç gelicem merak etmeyin diye aradım...  


-Aloo tang.. en yakın çıkış nerde?  
-bilmiyom nerde? hihihii  


- Tank bana en yakın çıkışı bul  
- Olm hala ögrenemedim mi yeşil otobüslerde cep telefonu ile konuşmak  
yasak. Kapat inince ararsın  
- ..hay senin otobüsüne  


- tank bana en yakın çıkışı bul!  
- hocam en yakın cıkış iki sokak otede ama sen husrev gerede'den  
git orada bir tekel bayii var, oradan iki kısa camel da alırsan cok  
sevinirim abi..  
- senin bulacağın çıkışın taa ....  
- aman abi uzatma işte.. soket olsa ben girer alırım biliyorsun..  
- o zaman bana acilen para üstünü bütün almak icin fazladan para verme  
proğramını yükle..  
- sendedir abi  


- tank bana en yakın çıkışı bul  
- burası SAMI YEN burdan çıkış yok ekieki  )))  


- tank bana en yakın çıkışı bul!  
- yok ya trinity'i alan sen, kahraman olan sen, sonra başın sıkıştımı  
tank gel beni kurtar  
- haydaa sırası mı kardeşim şimdi bak morpheus'u veriyorum...  
- alo tank bozuntusu kafayi yiyeceksin bak  
- aman abi özür dilerim  


- tank bana en yakın çıkışı bul!  
- hocam en yakın beşiktaş hakan pastanesi var ama barbaros'ta  
şampiyonluk kutlamaları var trafiğe kapalı oradan gidemezsin  
- çabuk tank!  
- dur dur ıhlamur'dan gidersen ulaşabılırsin ama orayı da belediye  
kazıyor.. başka yere bakıyorum dayan!  
- hadi canım hadi güzelim!  
- aha mecidiyekoy profilo hocam direk fulya şişli çıkışından git ama  
bu saatte de köprü trafigi vardır orada..  
- ne diyeyim bilmiyorum tank sana.. senin suçun da degil ki.. neyse  
ben agent'i içime alıyorum hakkını helal et..  
- abi son derece üzgünüm..  


- tank bana en yakın çıkışı bul  
- git kendin bul kaldırma beni yerimden  
- lan bana bak oraya gelir senin attığın mermileri tek el hareketiyle  
durdururum  
- ben de senin fişini çekerim  
- ulan ulan...  


-tank bana en yakın çıkışı bul  
-Taksim meydanına git orda mavi bina var......  
-hey yakışıklı nereye koşuyorsun böyle..  
-Tank ben seni daha sonra ararım..  


- Tank bana en yakın çıkışı bul  
- Parola?  
- Ne parolası ulan?  
- Bilmiyon mu?  
- Hayır?  
- Morpheus dediki o .pne parolayı bilmiyorsa gelmesin  
- Ulan bana söylemediki  
- Banane abi git ona anlat derdini emir kuluyum ben  
- Iyi tamam bana en yakın çıkışı söyle gelince sorarım ona  
- Parola?  
- Eben?  
- I ih degil!!

Çoğu insana sorduğunuzda Bahçelievler'in iyi, nezih bir mekan olduğunu söyler. Ama gerçekte hiç de göründüğü gibi mükemmel değil malesef. Hatta son zamanlarda yaşadığım bazı şeyleri size aktarırsam anlarsınız ne demek istediğimi.

  1. Geçen sene bir bayan arkadaşı gece yurduna bırakıp tek başıma eve dönerken üst geçitte iki tinerci tarafından sıkıştırıldım. Daha önce aldığım önlemler sayesinde sadece enseme bir şaplak yedim ve kayboldum
  2. 2 buçuk ay evvel balkona havlumu asmak için çıktığımda baktım, bir adam pencereyi kurcalıyor. Herife küfür edip böğürdüm, adam o yaşına rağmen bir it çevikliğinde arazi oldu.
  3. 3 gün evvel bize gelen misafirin arabasının camı kırıldı ve içinden hiçbir şey alınmadı.
  4. 3 gün evvel 2005 model bir arabanın camı kırılıp AIRBAG i çalındı.
  5. Dün iki yaşlı komşumuz öldürüldü ve cesetleri dereye atıldı.

Buyurun, buradan yakın.

Bir gün İzmir´ de belediye otobüsünde gidiyoruz arkadaşlarla. Bizim arkadaş boş yer buldu ve oturdu. Sonraki durakta da eli bastonlu yaşlı bi amca geldi. Arkadaş da kıllığına adama yer vermedi. Adam o arkadaşın oturduğu koltuğun yanına geldi ve ayakta arkadaşın yer vermesini bekliyor. Fakat arkadaş yerini vermedi. Neyse adamcağızın da yazık, bastonu otobüs hareket ettikçe bi o tarafa bi bu tarafa kayıyo. Arkadaş dayanamadı ve yaşlı amcaya: ´Amca bastonun ucuna lastik takarsan kaymaz´ dedi.  

Adam şöyle baktı, sonra ´o lastiği zamanında baban taksaydı şimdi sen olmazdın, ben de orda oturuyo olurdum´ deyince bütün otobüs koptu. Arkadaş o gün bu gündür belediye otobüsüne binmez.

Arkadaşın sitesinden alıntıdır. Arkadaş da başka bir siteden almış :D
Yönetim dersleri 1: Bir gün bir tavşan, ağaç dalında boş boş oturan baykuşa sordu: -Senin gibi bütün gün boş boş oturabilir miyim? -Tabii, neden olmasın. Tavşan da öyle yaptı. Birdenbire bir kaplan ortaya çıktı ve tavşanı yedi!
Çıkarılacak Ders: Boş boş oturmak için çok çok yüksekte oturuyor olmanız gerek...
Yönetim dersleri 2: Hindi: Şu ağacın en üst dalına çıkmak istiyorum ama hiç gücüm yok... İnek: Neden benim dışkımdan biraz yemiyorsun? Onlar besin deposudur. Hindi bir parça dışkı yedi ve gerçekten bunun İlk dallara ulaşacak kadar enerji verdiğini farketti. Ertesi gün biraz daha yedi ve ikinci dala ulaştı. Birkaç gün sonra ağacın en üstüne çıkmayı başardı. Aniden bir çiftçi ağacın tepesindeki hindiyi farketti ve onu vurdu.
Çıkarılacak Ders: Bok yemek sizi en üste çıkartabilir. Ama orda kalmanızı sağlayamaz...
Yönetim dersleri 3: Vücut ilk kez bina edildiğinde hangi organın müdür olacağı tartışması başlamış. Beyin, vücudun bütün işlevlerinin kendisine bağlı olduğunu, o olmazsa vücudun yaşayamayacağını söylemiş. Ağız, yemek yemezse vücudun açlıktan öleceğini söylemiş. Eller, dışarıdaki bütün işi yapanın kendisi olduğunu söylemiş. Birden Göt ortaya atlamış ve müdürün o olması gerektiğini söylemiş. Bütün organlar ona gülmüş. Buna kızan göt faaliyetlerini durdurmuş. Bir gün, iki gün derken organlar artık dayanamamışlar. Ve döt müdür olmuş.
Çıkarılacak Ders: Müdür olmak için beyne sahip olmanız gerekmiyor. Herhangi bir göt bunu yapabilir...
Yönetim dersleri 4: Küçük bir kuş kışı geçirmek üzere güneye gidiyordu. Hava çok soğuktu ve kuş donarak yere düştü. Yerde öylece yatarken bir inek geldi ve üzerine bir parça dışkı bıraktı. Donmak üzere olan kuş dışkının sıcaklığıyla ısındı. Çok mutlu oldu, neşe içinde şarkı söylemeye başladı. Ordan geçmekte olan bir kedi kuşun sesini duydu. Onun nerde olduğunu keşfetmekte geçikmedi. Kuşu dışkıdan sıyırdı ve yedi!
Çıkarılacak Ders: 1. Üzerinize mok atan herkes düşmanınız değildir! 2. Sizi boktan kurtaran herkes dostunuz değildir! 3. Bokun içine düştüyseniz çenenizi kapalı tutun!
Yönetim Dersleri 5: Babası oğluna meslekler hakkında nasihat ediyordu. Oğlum dedi, çeşitli meslekleri tanıttıktan sonra; Cennete gitmek istiyorsan öğretmen ol! Öğrenimini bitiren oğul mimar oldu.. Aradan zaman geçip babası, sonra da oğlu hakkın rahmetine kavuştu. Cehennemde karşılaşan oğul babasına sordu: -Baba sen ki ömrünü öğretmenliğe adasmış birisin, Bana da nasihat etmiştin öğretmen ol cennete gidersin diye, Ne işin var burada? Baba cevaplar: -Oğul sorma vakti zamanında birkaç ay idarecilik yaptım da ondan buradayım...
Çıkarılacak Ders: Ne bok olursan ol ama idareci olma...

Avukat Orhan Azizoglu hukuki bir olayi nakletti... Olay gerçek.

Bantlardan, tutanaklardan, karar ve zabitlardan geçilmeyen su günlerde mahkeme salonuna bir keyif penceresi açmaya yardimci oluyor.

Bir aksam tiyatrodan çikmis iki erkek arkadas yolda giderlerken, önlerinde iyi giyinmis, sik ve alimli bir hanimin yürüdügünü farkederler. Erkeklerden birisi digerine dönerek, "Bu hanimla bir gece geçirmeye 500 dolar veririm" der. Bu sözleri isiten genç hanim basini çevirir ve "Teklifinizi kabul ediyorum" der.

Teklifi yapan erkekle hanim beraberce genç ve çekici kadinin evine gidip hemen yatagin yolunu bulurlar. Ertesi sabah apartmani terkederken, adam kadina 250 dolar verir. Hanim pazarlik bakiyesi parayi ister ve "250 dolar daha vermezseniz sizi dava ederim" der. Adam güler, "Bunu nasil ve hangi esaslara göre yapacaginizi görmek isterdim" deyip apartmani terkeder. Ertesi günlerde mahkemeden gelen celp pusulasi adami sasirtir. Hemen avukatina gidip olayi detaylariyla anlatir. Avukat, "Bu esaslara istinaden aleyhine bir karar alinabilecegini sanmiyorum. Ancak davanin nasil sunulup savunulacagini dogrusu pek merak ediyorum diye mütalaa verir.

Dava baslar ve ön sorusturmadan sonra hanimin avukati mahkemeye dava konusunu asagidaki sekilde arzeder:

"Muhterem hakim beyefendi, müvekkilem, bu hanimefendi, itina ile yetistirilip çimlerle örtülü bahçe niteliginde bir gayrimenkule sahip bulunmaktadir. Bu arazi parçasini belli bir süre için davali beyefendiye 500 dolar karsiliginda kiralamistir. Davali gayrimenkulü kira amacina uygun olarak kullanmis ve kira müddeti sonunda tahliye ederken kira bedelinin yarisi olan 250 dolari ödememistir. Kira tutari yüksek bir bedel degildir, kaldi ki kiralanan yer özel ve yasal bir bölgedir. Dilegimiz adaletin yerine gelmesi ve davalinin müvekkileme anlasmanin bakiyesi olan meblagi ödemesidir."

Davalinin avukati bu beklenmedik savunma karsisinda sasirmis fakat bir avukat olarak isin enteresanligindan haz duymus ve hemen daha önce hazirladigi savunmasini kenara koyarak davayi söyle savunmus:

"Muhterem hakim beyefendi, müvekkilim bu genç beyefendinin, bu genç hanimdan sahibi oldugu gayrimenkulü bir süre için kiraladigi dogrudur ve müvekkilim bu anlasmadan son derece memnun kalmistir. Bununla beraber müvekkilim arazide bir kuyu bulmus ve kuyuyu örgü taslariyla donatmis, kuyuya boru indirmis ve pompa yerlestirmistir. Bütün bu ugraslarin isçilik masraflarini müvekkilim üstlenmistir. inancimiza göre bütün bu arazi gelistirme çalismalari ödenmeyen meblagi karsilayacagindan aleyhimize açilan davanin düsmesini talep ediyoruz.

Genç hanimin avukati tekrar söz almis, "Muhterem hakim bey, müvekkilem, davalinin beyan ettigi gibi arazi üzerinde bir kuyu bulundugunu ve gerekli gelistirmeleri yaptigini kabul ediyor ve herhangi bir itirazda da bulunmuyor. Ancak bahis konusu kuyu zaten arazide mevcut idi ve kuyu olmasaydi davali muhtemelen bu araziyi kiralamayacakti. Ayrica arazi tahliye edildigi sirada davali söz konusu ettigi taslari, boruyu ve pompayi sökerek beraberinde götürmüstür. Bu bakimdan davamizda israr ediyor ve vereceginiz kararin adalete uygun olmasini diliyoruz."

Hanim davayi kazanir!

Mutluydum. Kiz arkadasimla bir yildan beri  nisanliydik ve evlenmeye karar verdik. Ailem bize her türlü yardimi yapti,arkadaslarim cesaretlendirdiler ve kiz arkadasim rüya gibiydi!! Fakat beni  rahatsiz eden bir sey vardi; nisanlimin küçük kiz kardesi. Müstakbel baldizim açik-saçik giyinen yirmi yasinda bir afetti. Ne zaman yakinima gelse öne egilip  iç çamasir sovu yapardi. Bunu baskalarinin yaninda yapmadigi için temkinli  olmaliydim. Bir gün baldiz dügün davetiyelerini kontrol etmek için beni  yanina  çagirdi. Yanina vardigimda yalnizdi; yakinda evlenecegimi, bana  karsi  engelleyemedigi ve engellemek istemedigi duygu ve arzularinin  oldugunu kulagima fisildadi. Kendimi ablasina adamami ve evlenmeden önce benimle yatmak istedigini söyledi. Söyleyecek bir kelime bulamadim.Tamamen soke olmustum."Yukari yatak odama çikiyorum ve eger beni  istiyorsan yukari gel" dedi.  Afallayip kalmistim, merdivenleri çikarken  arkasindan sok içinde bakiyordum.Merdivenlerin sonuna vardiginda  pantalonunu
çikartip asagiya bana dogru  firlatti. Bir kaç dakika öylece  kalakaldim. Sonra arkami dönüp ön kapiya dogru  yürüdüm.Kapiyi açtim ve  evden çikarak arabama dogru yürümeye basladim ki,
Müstakbel kayinpederim  disarida bekliyordu. Gözyaslari içinde sevgiyle bana sarilarak, "Küçük  sinavimizi basariyla geçtigin için hepimiz çok mutluyuz,  kizimiza senden  iyi bir damat bulamazmisiz. Ailemize hosgeldin." Not:  Hikayenin ana  fikri... Siz siz olun, prezervatifiniz daima arabanizda dursun...

Evvel zaman içinde bir Kral yaşarmış ve Kralın güzeller güzeli bir kızı varmış... Ancak ortada ciddi bir sorun varmış
Prensesin dokunduğu herşey eriyormuş.Her ne olursa olsun; metal, tahta, plastik her dokunduğu şey eriyormuş.
Bundan dolayı bütün erkekler ondan korkar, hiçkimse onunla evlenmek istemezmiş.
Kral çaresizmiş.Kızına nasıl yardımcı olacağını bilemiyormuş?
Ülkenin bütün kahin ve sihirbazlarını bir araya toplayıp soruna çözüm getirmelerini istemiş.
Kahinlerden bir tanesi Krala,
"Kralım , kızınız elinde erimeyecek bir şeye dokunacak olursa bu lanetten kurtulacaktır." demiş
Kral bu habere çok sevinmiş.
Ertesi gün tüm ülkede bir müsabaka ilan edildi.
Her kim, prensesin elinde erimeyecek bir nesne getirir ise, o prenses ile evlenecek ve Kralın bütün servetinin varisi olacaktır.
Sadece üç genç Prens meydan okuma cesaretini göstermiş.
Birinci Prens Titanyumdan yapılmış çok sert bir kalkan getirmiş.Nafile, Prenses dokunur dokunmaz eriyivermiş. Prens üzgün bir şekilde ordan ayrılmış.
İkinci Prens, elmasın dünyadaki en sert nesne olduğunu ve erimeyeceğini düşünerekten devasa bir elmas getirmiş.Yine nafile,Prensesin bir dokunuşu ile eriyip gitmiş.Oda boynu bükük ve hayata küskün ayrılmış ordan.
Üçüncüsü Prensese yaklaşıp, "Elinizi cebime sokup içinde ne olduğunu hissedin demiş."
Prenses söyleneni yapmış, kıpkırmızı olmuş.Hissettiği şey çok sertti. Elinde tutuyordu ve.... erimemişti!!!
Kral çok mutlu olmuştu. Kraliyetdeki herkes çok mutlu olmuştu. Böylelikle üçüncü Prens Prenses ile evlendi ve hayatlarının sonuna  kadar mutlu olarak yaşadılar.

Soru:
Prensin pantolonundaki nesne ne idi?

(cevap için aşağıya bakın)
.....................
.....................
.....................
.....................
.....................
.....................
.....................
Tabii ki Ülker çikolataları idi.
Onlar ağızda erir, elde değil.

Sen ne düşünmüştün?

TERBİYESİZ..


BurakGurbuz.com | Kişisel Portfolyo | Blog | Galeri | bblog PHP v5.00 | Tüm hakları saklıdır. İzin alınmadan kopyalanamaz