Bugün sabah gayet dinlenmiş ve şoke olarak kalktım. Arkadaşım cep telefonumu
titretmiş ve telefon da dibimde olduğu için beni bayağı bir korkutmuştu.
Bir kez daha Allah'a şükrettim. Ameliyat yaramış, burnumdan solur halde
kalkmıştım. Ağzım kokmuyordu, midem yanmıyordu. Çocukluğumdan beri ilk kez 1
aydır burnumdan soluyordum sonuçta...
Sonra okula gittim. Kantine girdim, kimse yoktu. Biraz canım sıkıldı bu
duruma. Sonra dışarı çıkıp güzel güneş ışığı altında bahçede oturdum. Dostum
Gökhan'ı aradım, bol bol güldük. Biraz daha moral depoladım. Derken
bir bayan arkadaşım karşıdan komik bir şekilde "ceylan edasıyla" sekerek
geldi. Ona da koptum. Sonra kantine girdik. Bir şeyler içtik. Akabinde bir sürü
arkadaş da damladı okula.
Tüm gün boyunca oturup güzel şeylerden konuştuk. Birbirimizin problemleri
hakkında konuştuk. Akıl verdik ve aldık. Gün sonunda okuldan eve geldiğimde "ne
güzel bir gün bu" deyiverdim içimden. Ah bir de sınavlar yolunda giderse, bey de
benim padişahta diye aklımdan geçirdim.
Hakkaten Cenab-ı Hakk'a şükür borçluyum bol bol. Bu kadar güzel ve huzurlu
bir hayat nasib ettiği için, minnettarım O' na. Sanırım hepimiz bir şekilde iyi
bir hayat yaşıyoruz arkadaşlar. Küçük tepecikler her zaman çıkacaktır karşımıza
hayat denilen uzun yolda. Ama ne olur bunların karşısında ezilmeyin. Bilin ki
yokuştan aşağıya bisikletle inerken, rüzgar yüzünüzü okşadığında çok büyük bir
haz yaşayacaksınız :)
amin.