Şu sıralar o kadar garip bir gidişatta ki hayatım, her şey alt üst vaziyette sanki. Bir yandan işe girdim, o hafiften beni etkiliyor, bir yandan da sınavlar vesaire var. Hele bir de 10 tane sınav olunca programında, insan biraz daha zorlanıyor.
Bir bakıyorum, insanlar 7 tane ders alıyorlar normal bir şekilde. Oh ne güzel diyorum, bir de kendine bak Burak diyorum. Sonra da etrafımdaki bazı insanlara bakıyorum, 17 tane ders alıyor, Burak gene iyisin ya diyorum. Bu hafta 4 sınavı atlattım Allah'ın izniyle. Çok da kötü değildi bu hafta, inşallah Allah ümitlerimi boşa çıkarmasın. Son zamanlarda o kadar boşladım ki siteyi. Hiçbir şey yazamıyorum. Kafam çok dağınık. İbadet ederken bile aklımdan bin bir türlü şey geçiyor. Rahatsızlığım nedir ben de anlayabilmiş değilim.
Bu aralar o kadar garibim ki, hayatta yapmayı hayal bile edemeyeceğim (tamam hayal ettim daha önce :)) bazı şeyler yaptım. Çok miktarda sır taşır oldum. Çok miktarda güzellik yaşadım. Çok miktarda ilahi lütufla karşılaştım. Çok miktarda insanla tanıştım. Çok miktarda değişiklikler yaşadım. Son zamanlarda o kadar değişmiş geliyor ki hayatım, aslında aynı olduğunu düşünsem, görsem hissetsem bile nedense farklı geliyor.
Biraz bölünmüş gibiyim. İş, okul, müzik, ev, arkadaşlar arasında gidip geliyorum. Aslında bu hayatın gerçeği, çok değişik bir şey değil ama tempo çok artmış gibi. Son zamanlarda yaşadığım sağlık sorunları ise beni en çok etkileyen şey oldu. Saçlarımın yarısını kaybettim adeta. İlk defa kel olduğumu gördüm. Vücudumun her yerini "atopik egzema" denilen uyuz, stres kökenli, kaşındırıcı bir hastalık sardı. Burnum sinüzitten ve alerjiden işlevsi kaldı aylarca. Neler oldu neler... Gidip Acıbadem denilen para kasasına 500 ytl yatırdım ve hiçbir şey elde edemeden geri döndüm. Sonra doğal bitki kökenli bir burun damlasıyla sorunu çözdüm.
Bu ay ilk maaşımı nihayet aldım. Telefonumu değiştirdim. Kapanan fotoğraf arşiv sitemi tekrar açtım. PHP üzerinde çalışıp daha çok şey öğrendim. Sitemi revize etmeye başladım. Kartvizit bastırdım. Toprağım Eyüp'le geceleri Bakırköy e indim. Dertleştik, içimizi döktük. Ve daha bir sürü şey. Fakat bu ay şunu öğrendim ki, aslında hayat hayal edebileceğinden bile güzel. Ve hayat bu kadar güzelse, cennet nasıl bir yerdir acaba diye düşünür oldum.
Evet dostlar, herşeye, her pürüze, her yokuşa rağmen, hayat çok güzel. Bazen ölüm, sıkıntı, zorluk, parasızlık, açlık, hastalık, karmaşa veya kaos bize hükmedebiliyor. Ama yine de o küçük ışığı yakalayabilirsek tünelin ucunda, bu bize yetiyor sanırım kendimizi iyileştirmemiz için. O küçük hüzmeyi kaybetmememiz dileğiyle...
Yazdıkların çok güzel insanı gerçekten düşündürüyor.Evet bazen hayat gerçekten insana sıkıntı veriyor,ama o sıkıntı üzüntüde olmasa mutluluğun tadı çıkmaz be Burak. Onun için bol bol dua edelim önce sağlık diyelim...Allah hiç bi kuluna kaldıramayacağı sıkıntı üzüntü vermesin AMİN:)