Bazen...
Hayran olduğum bir insan tipi vardır. Adama bir görev verilir, adam görevi üstlenir, işi bitirmek için bir zaman taahhühütünde bulunur, o zamana kadar ne olursa olsun adam bir şekilde bitirir o işi. Öyle ki, zaten çok büyük sorunlar dışında problem de olmaz genelde, çünkü adam programlı, düzenlidir. Neyi, ne zaman, nasıl yapacağı çoktan bellidir. Planını yapar, kurgular ve uygulamaya geçirir.
Bu tip insanlar genellikle sessizdir, pek konuşmazlar. Konusşalar bile genelde yaptığı işlerden konu açmazlar, genel olaylardan, insanlarla aralarındaki ilişkiyi kopmayacak, bazen biraz da sağlamlaştıracak gündelik konulardan bahsederler. Hiçbir şey yapmıyormuş gibi görünürler, bazen de kimileri çok şey yaptığını gösterir. Ama sessiz sakin, herkese detayları açıklamadan yaptığı için bu işleri, kimse bir fikir sahibi olmaz. O meşguldür. Ama ayrıntısı yoktur.
Bir de benim gibi ikinci türe giren insanlar vardır. Ne yapıyorsa ortadadır; sorunları, yaşadıkları, sevindiği şeyler, üzüldüğü şeyler, işleri, yaptıkları, yapamadıkları... Herkesin gözü önünde olur herşey. Öyle ki, bazen bundan dolayı zarar görürler (aslında bazen değil, çoğunlukla). Yeterince siyasi davranamadıkları gibi, insanlara gereğinden fazla değer verirler.
İnsanlara genelde iyi niyetle yaklaşırlar. Yanlış anlamayın, öbür tip insan kötü niyetli yaklaşıyor demiyorum, bu tip insanlar fazla iyi niyetliler sadece. Bazen insanların mertebelerini ayarlamakta zorluk çekerler. O anın içinde fazlasıyla kaybolup, rasyonel davranamazlar.
Konu başka bir yerlere kayıyor. Toparlamam lazım. Benim gibiler her zaman göz önünde oldukları için, en çok eleştiriyi de kendileri alırlar. Diğer tip insanlar belki yavaş, belki hızlı ama emin adımlarla ilerlerken, benim gibiler tökezlerler. Bazen depresyona girebilirler herkes gibi. Fakat bir girdikleri zaman çıkmak çok zorlaşır. İşin kötüsü, bu depresif hal o kadar iğrençtir ki. Hani normal bir depresif insan ne yapar, ağlar, surat asar, sinirli olur, zart olur zurt olur. Ama benim gibilerde depresyon öyle değildir. Sinsidir ve hep faul yapar.
Normal zamanlarda, eğlenirken, veyahut tempolu bir anda sanki hiçbir şeyi yokmuş gibi görünürler. Kendileri de öyle sanarlar. Fakat iş daha ciddi bir hale girince, sorumluluk baş gösterince, zorluklar ortaya çıkınca depresyon iğrenç yüzünü gösterir. Kontrolü eline alır ve kişi asıl olması gereken hale gelir: DEPRESİF hale.
Öyle ki, hiçbir şeye eli gitmez, sorumluluklarını erteler, erteler, erteler... Yapmak için çabalar ama kafasının içinde bir yerler acı verir ona. Etrafındaki insanlar da bundan zarar görür, kendi de. Uyarılar, artan sıkıntılar, başgösteren saçma sapan hastalıklar.
Bir senedir egzema denilen bir illetle boğuşuyordum. Bir yakınımın söylediği bir cümleden ötürü gece çok sinirli bir şekilde yattım, sabah kalktığımda her yerim kaşınıyordu ve kızarıp kabarmıştı. Tam 1 sene boyunca çektim bu rahatsızlığı. Sonunda sevgili annemin bulduğu defne tohumu yağını sürdüm ve iyileşti yaralarım. Fakat şunu öğrendim, insan ne kadar iyimser olmaya çalışırsa çalışsın, insanların tutumları ve Allah ın o insana koyduğu kişilik özelliklerinden dolayı bazı problemler kolay kolay aşılmıyor. O yüzden her duruma alışmak gerekiyor bir yerden sonra.
Böyle zamanlarda kafa dağıtmanın en güzel yolu ya fantastik bir oyun oynamak, ya fantastik bir kitap okumak, ya fantastik bir film izlemek, ya da gitar çalmak benim için. Çünkü onlara dokununca bile dünya değişiyor, bir anda kendimi başka bir alemde buluyorum. Belki uyuşturucu bağımlısı gözüyle bakabilirsiniz bana ama, gerçekten işe yarıyor. Öneririm...
Tam beni tarif etmişsin :D Aman Burak yaaa sıkılıyor insan bazen hayattan, yaşamdan ama direnmek lazım zaten Roman okumaya başladım gene :D Çilosman diye bir kitap tavsiye ederim. Gitarada başlıyom tekrardan sosyalleşiyorum :D