Ana SayfaPortfolyoWebLogGaleriDiğerleri
 
Siyaset

Of ki ne of... Şu sıkıntılı dönemlerde, herkes bir yandan işi, okulu, ailesiyle, envai derdiyle uğraşırken bir de üzerine bu tatsız konular çıktı başımıza. Neden? Nedeni çok basit aslında. İnsanlar yönetilmeye ihtiyaç duyuyor, bunu yapmak isteyen de bir ton insan devreye giriyor. O zaman ne oluyor, tabi ki çatışmalar.

Herkesin derdi, davası aynı aslında. Devletlerini, insanlarını düşünüyorlar. Kimisi var ki bu konulardan ziyade başka dertler peşinde ama onlar da zaten bulurlar Allah' tan gerekli bela ve cezayı. Fakat asıl sorun şu ki, insanlar aynı amaç uğruna yola çıkıyorlar ama farklı yollarla halletmeye çalışıyorlar. Yok sen haklıydın, yok ben haklıydım davaları da bundan kopuyor hep. Öyle ki, şu son dönemlerde sık sık etrafımda bu konular konuşulduğu için, devamlı bir elektirik boşalması, devamlı bir kıvılcımlanma var insanlarda.

Birbirine can ciğer diyen, kanka diyen insanlar birbirlerinin kalplerini kırıyorlar. Ne için? Aslında yanlış yerde aranan çözümler için. Problemin asıl kaynağını görmüyorlar. İnsanların eğitilerek yönetime ihtiyacı kalmayacak bir hale getirilmesi gerektiğini görmüyorlar. Herkes bilinçli olursa, herkes herşeyin farkında olur ve birbirine birbirini huylandırmayacak davranışlar sergilerse, o zaman neden olsun ki tartışmalar, sürtüşmeler.

Olaylar tamamen bir üstünlük kavgası, güç dengesi. Devamlı haklı, üstün, galip çıkmaya çalışma. Bunların sebebi ise kendine bakmadan karşıdakinin eksiklerini aramak. Ki bu da en büyük cehalettir aslında. Kendini tanımadan başkasını tanıyamazsın, tanısan da bir işine yaramaz. Komünizm, sosyalizm, aslında en basit elemanlarını ele aldığımızda, şu anki anlamıyla, insanların bildiği şekilde değilde asıl oluşum amacı ele alındığında, ütopik ama bir o kadar da hayal edilesi sistemler öneriyorlar. Herkes bilinçli, herkes çalışıyor, herkes hakkaniyetli davranıyor kendine ve başkalarına. Ne kadar güzel geliyor kulağa değil mi.

Ama hayır, Allah-u teâlâ bize bu dünyada cennet vaad etmedi. Bizi burada imtihana tutuyor. Bakalım kim nefsine düşüp de diğerlerinin üstüne basarak yükselmeye çalışıp o yasak elmayı yemeye kalkacak acaba diye... Tabi ki biz salak insanlar da bir bir tongaya düşüyoruz. İşin şeffaflığını, metasını görmüyoruz, sonunda da ne oluyor, işte halimiz ortada. Birisi diyor ki yok bomba atarım, birisi diyor ki yok ezerim, birisi diyor ki yok bilmem ne yaparım. Herkes kaotik bir ortamda ne yapacağını bilmeyen bir insan güruhunun içinde kendince debelenip duruyor.

Bu dünyaya çocuk getirirken iki kez düşünmeli aslında. Hiçbir şeyi yaparken acele etmemeliyiz. Nefsimize uyarken iki kez düşünelim. Bir bakalım, acaba bu satranç tahtasında 20 hamle sonrasında neler olacak, ne gibi değişimler bizi bekliyor. Kısa vadeli düşünerek sadece bugün için cebimizi doldururuz. Fakat güzel amaçlar güdersek, herkes böyle yaparsa ortada problem kalmaz.

Biliyorum, boşuna konuşuyorum, yazıyorum, buradan sesimi kimse duymaz ama yine de karanlığın içinde bir kibrit yakıp haykırmak iyidir diyorum. En azından vebal kalkar üzerimden. Üzerime düşen vazifenin bir bölümünü eda etmiş olurum. Allah hepimize basiret, ilim, irfan ve en önemlisi AKIL versin. Çünkü akıl olmadan zeka sadece bir silahtır. Fakat akılla kullanırsak o silah olmaktan çıkar, cennete giden o güzel yol oluverir. Kalın sağlıcakla...

01.5.2007 tarihinde, saat 00:28 sularında yazmışım
Yorum Sayısı: 3
İlham Geldi kategorisine yazmışım
463 kez okunmuş.
Yazılan Yorumlar
1

anarşist söylemler bunlar..yönetici olmasın insanlar kendini yönetsin..komünüzümde bile sözde lider özde diktalar var.. inançlı bir adamım diyorsun ama yöneticisiz bir toplumu savunuyorsun.rabbin yarattığı hangi sistem vardır ki merkezinde birsistem olmasın herbir noktası ayrı hareket etsin... dinimizde hep birlik olmamızı emretmemişmi zira Atatürkte balıkesir hutbesinde de ''Efendiler, camiler birbirimizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için yapılmamıştır.Camiler itaat ve ibadet ile beraber din ve dünya için neler yapılmak lazım geldiğini düşünmek, yani meşveret için yapılmıştır. Millet işlerinde her ferdin zihni başlı başına faaliyette bulunmak elzemdir.'' demiştir.. hacta bir birlik namazda bir birlik,oruçta yine bir bütünleştiricilik hatta namazda bile herkes rab tarafından emredilmiş sureleri okur..tek bir ağızdan yakarır... işte devlette bizi koruyan sistemdir..aynı amaçları taşıyan insanların birarada olması ve tehlikelere karşı birleşmesidir.ve bu devlet belli temeller üzerine kuruludur;laiklik,sosyal devlet,hukuk devleti,demokrasi devleti..butemellerden birine karşı bir tehdit anayasyla korunmuştur.ve devletin temellerine yapılan saldırı devletin gücü polis asker ve jandarmayla teminat altındadır... bizim amacımız durum vahimleşmeden olayların bu durumlara gelmesini engellemek,meclistekilere yanlış yolda olduklarını göstermektir... sözlerimi müsade ederseniz Atatürk'ün Bursa nutkuyla bitirmek isterim.. turk genci, devrimlerin ve rejimin sahibi ve bekcisidir. bunlarin lüzumuna, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır; rejimi ve devrimleri benimsemiştir. bunları zayıf düşürecek en küçük veya en büyük bir kıpırtı ve bir hareket duydu mu, bu memleketin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adliyesi vardır demeyecektir. hemen müdahale edecektir. elle, taşla, sopa ve silahla, nesi varsa onunla kendi eserini koruyacaktır. polis gelecektir; asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. genç, "polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi degildir" diye düşünecek, fakat asla yalvarmayacaktır. mahkeme onu mahkum edecektir. yine düşünecek: "demek adliyeyi de islah etmek, rejime göre düzenlemek lazım!" onu hapse atacaklar. kanun yolundan itirazlarını yapmakla beraber; bana, ismet pasa ya,meclise telgraflar yağdırıp haksız ve suçsuz olduğu için tahliyesine çalışılmasını , kayrılmasını istemeyecek. diyecek ki, "ben inanc ve kanaatimin icabini yaptim mudahale ve hareketimde hakliyim eger buraya haksiz gelmissem bu haksizligi meydana getiren sebep ve amilleri duzeltmek de benim vazifemdir!" işte benim anladiğim türk genci ve türk gençliği!"

bahadır | 01.05.2007 11:57
2

anarşizmle alakası yok bunun. Büyük Önder onu o anın şartları için söylemişti. O, içinde bulunduğu ortamın şartlarını ve parametrelerini her zaman iyi değerlendirdi. bu sözlerinde de bunu rahatça görebilirsin. evet, bizim şu anki konumumuzda bunların hepsi elzemdir. kendimizi, vatanımızı, BENLİĞİMİZİ savunmalıyız, fakat ben farklı bir şeyden bahsediyorum. eğer insanlar birbirine düşmeseydi, insanlar bilinçli olsaydı bu önlemlere gerek kalmayacaktı diyorum, hem de bunun bir ütopya olduğunun altını çizerek. çünkü bu, aslında cennetin tasfiridir. ben cenneti hayal ediyorum, ki bu da benim en büyük hakkımdır. ben ne rejimime, ne vatanıma, ne de insanların inançlarına düşman değilim, bilakis dostum bunlara. bu ülke için canımı veririm, Allah ülkesi için savaşmayı emretmiş kullarına. devlete karşı çıkmamayı, ona itaat etmeyi, kargaşa ve anarşi çıkarmamayı emretmiş. bunun üzerine kimsenin de bir laf söylemeye hakkı yoktur.

Burak | 01.05.2007 12:02
3

Allah cenneti; onu hakeden kullarının istediği gibi ona sunar.Sen eğer böyle bir cennet istiyorsan ona ancak hak baki olduktan sonra kavuşacaksın.Şimdi istememiz ve kourmamız gereken hayal cumhuriyettir.Laik cumhuriyet bize dünyevi cenneti tahsis edecektir.Bunun başarmanın yolu topyekün laik ve Atatürkçü cumhuriyete inanmak ve bunu devletin her kademsinde benimsemektir.Bunu yapamayanlar milletin cehenneminde yanacaktır.Ulu öder Mustafa Kemal Atatürk de cumhuriyetin sonsuzluğu hayalini kurmuş ve ''Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.''diyerek tahsis ettiği dünyevi cenneti bizlere emanet bırakmıştır.Elbetteki biz cumhuriyet sevdalısı gençler devrimlerinin ve kurduğu ''cennetin''yılmaz bekçileri olacağız.

kobi:):):) | 04.05.2007 20:28
Yorum Yazın
Aşağıdaki form aracılığıyla bu yazıya yorum yazabilirsiniz. Lütfen işaretli alanları boş bırakmayınız. E-posta adresiniz sadece doğrulama amaçlı olarak isteniyor. Sitede kesinlikle yayımlanmayacak ve üçüncü kişilerle paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra sitede yerini alacaktır.






BurakGurbuz.com | Kişisel Portfolyo | Blog | Galeri | bblog PHP v5.00 | Tüm hakları saklıdır. İzin alınmadan kopyalanamaz