Uzun bir aradan sonra selam olsun sizlere. Uzun bir süredir günlüğe yazmıyordum. İlk dönemin bitiminden sonra 2 ay boyunca bir reklam yarışması için çalıştım geceli gündüzlü. Sanal bir ajans kurduk, bense orada sözüm ona kreatif yönetmendim :) Neyim kreatifse artık...
Derken İşletme Kulübü bilişim koordinatörü olmam münasebetiyle kulübe bir site yapma girişiminde bulundum. MarmaraIsletme.org adresinden bakabilirsiniz çalışmama. Sıfırdan bir arkadaşlık sistemi yazmam tabi ki zorladı beni bir yerde ama bakalım, inşallah altından kalkabilirim.
Bunun yanısıra 14 dersim var ve sınavlara 1.5 hafta gibi bir süre kaldı. Kara kara düşünmeye başladım gene anlayacağınız :) Herşey bir yana siyaset gündemimizdeki çalkantılar, dersler, kulüp, reklamcılık ve sair derken az önce GTA IV oyununun son tanıtım filmini gördüm. Filmi izledikçe ağzım açıldı, açıldıkça izledim ve sonunda bitince bir garip oldum.
Bu seriyi ilk oyunundan beri takip ederim. İlk oyun çok şirin, kuşbakışı bir perspektife sahip, eğlenceli ve -ne kadar şiddet içerse de- şeker gibi bir oyundu. İkinci oyun yine kuşbakışı olmakla beraber biraz daha ciddi, daha hayata dair öğe içeren bir versiyondu. Tamam, adam ezsek de, insan öldürsek de bunları küçük çocuklar dahi bir yere kadar oynayabilirdi. Her gördüğün arabayı kullanabilme imkanı çok da soğuk bir teklif olamaz sonuçta :)
Fakat iş 3. boyuta geçiş döneminde biraz değişti. İşin içine çok daha reel öğeler katıldı. Gerçeğe yakın simalar ve olaylar... Ne kadar işi tiye alsa da oyun hayatın gerçeklerini daha çok göz önüne seriyordu. Yine çok küçük çocuklar dışında herkese hitap edebilecek bir oyundu o haliyle.
Derken 2 oyun daha geldi, herşey gitgide ciddileşti ve şimdi 4. oyun... Tanıtım filmini izledikten sonra kendime şunu sorma isteği doğdu: oyunlar nereye gidiyor?
Tamam, belki ben oynayabilirim, oynayınca da terbiyem bozulmaz, gidip sözümona bize göre medeni ama beyni samanla doldurulmuş batılı gençler gibi okulda katliam yapmam ama bir çocuğun kolayca erişebileceği bir konsol ortamına böyle bir oyun yapılması, hatta oyunlar yapılması insanı düşündürüyor.
Uyuşturucu tacirleri, gece kulüpleri, çıplak kadınlar, silahlar, ölüler, yaralılar ve pisliğin en dip noktası... Diyeceksiniz ki 'biz bunu zaten filmlerde görüyoruz'. Ama bu farklı, sen işin içindesin. Ve çocuğun belki o filmleri saati itibariyle uykuda olacağı için izlemez ama bu oyunu oynayabilir bir şekilde.
Amacım oyunu kötülemek değil, çıkmadı henüz, büyük ihtimal fırtınalar koparacak, çok beğenilecek ama bu bir gidişat konusu. Oyunlar eskiden üzerine Mario amcanın poposuyla oturup ezdiğimiz kaplumbağa ve mantarlardan oluşan düşmanlarla bezeliydi sadece. Şimdiyse ışın kılıcıyla boynunu kestiğimiz, elimizdeki Olimpus Zincirleriyle düşmanın boynunu kopardığımız, online olarak onlarca kişiyle birbirimizi yediğimiz ortamlar oldu artık.
İşin kötüsü bu kimseyi ırgalamıyor. Çocuklar ilginç bir şekilde daha çabuk birşeylerin farkına varıyor. Bu kadar erken farkına varmamaları gereken birşeylerin. Bunun sebebi ise bilgi çağında kurumların ve kişilerin hiç bir konuda sınır tanımaması.
İleride çok daha dehşet verici şeyler yapacağız, ben de yapacağım büyük ihtimalle. Tom Clancy'nin Matrix filmlerinden önce yazdığı Net Force kitaplarında tasfir edilen Implant denilen ortamlarda beynimizin o çoook geniş sınırları dahilinde herşeyi yapacağız belki de...
Peki o şeyleri yapan çocuklar ileride neler yapar orasını Allah bilir...
Henüz bu yazıya yorum yapılmamış.