Ya, nasıl anlatsam bilmiyorum ki. Hala çenelerimin eklemleri ağrıyor.
Sabahtan beri gülüyorum. Bugün ne yaptın derse birisi, verebileceğim tek cevap:
GÜLDÜM.
Ya, hakkaten de enteresan. Sabah okula gittim. Derse girdim. Derste pek
gülecek birşey yoktu. Eh haliyle tabi, ders YÖN. DÜŞ. SİS. gibi bir şey. Dersten
çıktım hemen kantine uçtum. Bir arkadaş geldi Çapa Tıp'tan. Adam birisiyle
tanıştırmam için buradaydı. Onla birlikte bizim arkadaşların yanına oturduk.
Başladı bütün olaylar o anda. Gırgır, şamata...
Espiriler havalarda uçuşuyor. Milletle dalga geçmekten, millete gülmekten
öldüm orada. Ardından akşam iktisat dersine girdim. Orada da arkadaşlar geldi
yanıma oturmaya. Derste kah hoca birileriyle dalga geçiyor, kah ben arkadaşla
dalga geçip gülüyorum, ama devamlı gülüyorum.
Akşam eve geldim suratım Hİ HİİİĞĞĞ diye yarım ay şeklinde. Herkese selam
verdim. Açtım bilgisayarı, milletle tavla atıyorum, acaip zarlar geliyor
gülüyorum. Arkadaş birşey söylüyor, komik, ona da gülüyorum. Arkadaş kendi blog sitesine
iki yazı yazmış, onu okuyup gülüyorum. İnternetten kelime bulmaca oynadık,
millet dalaşıyor ona gülüyorum.
Artık korkuyorum, yarın başıma kesin bir şey gelecek diye, hayırlısı...
Sevgili Burak, bu yazını okurken güleceğimi umuyordum ama tek yapabildiğim şey esnemek oldu. Tamam gülmüşün needek bize anlatıyn. Ortada komik bi durum varsa bize de anlat biz de gülek. Yorum yapılacak bişi yazmıcaksan altına yorum yaz yazma...