Bakıyorum da herkes aşk diyor, başka bir şey demiyor. Neymiş bu aşk
denilen meret! Ben aşkı bir sürece bağladım. Aslında tıpkı hayattaki çoğu şey
gibi belli safhaları var. Gelin görün neymiş bunlar:
1. Adım: İLK GÖRÜŞ
Yolda yürüyorsunuz, kampüste kantinde oturuyorsunuz veya otobüste bi yere
gidiyorsunuz. Her neyse. O anda gözleriniz kenetleniyor. Birbirinizi kaba
tabirle kesiyorsunuz. (Bu tek taraflı olabilir

)
2. Adım: CANAVARIN OLUŞUMU
O anda birşey yapmadıysanız akşam eve gittiğinizde gözünüzü kapatırsınız.
Ondan hoşlandınız ya, ille de ilerisini düşünmelisiniz. Bir süre sonra yüzünüz
şabalak gibi gülerken kendinize gen soruyu sorarsınız: "Aşık mı oldum ne?". Bu
andan itibaren olay bitmiştir. Canavar yaşıyordur!
3. Adım: CANAVARIN
İNTİKAMI
Aşk canavarı bize güzel gibi gelse de hilkat garibesinin tekidir.
Yaşamaktan nefret eder. Onu yaşama geçirdiğiniz için sizden intikam almak ister
ve size diş biler sinsi sinsi. Gel zaman git zaman, aşık olduğunuz kişi ile
ayrılırsınız veya platonik bir aşksa vazgeçmenin acısını tadarsınız. İşte o anda
hissettikleriniz canavarın intikamıdır.
4. Adım: TÖVBE
Sonra dersiniz
ki, bi daha canavar felan istemiyorum. Tabi gönül bu, aka da konar, canavara da.
Siz ne kadar canavardan nefret etseniz de, o ne kadar sizden nefret etse de yine
de geri gelir. Birbirinize ihtiyacınız vardır çünkü.
O canavar her
defasında bir gözünüzü adeta bir karga gibi çıkarır ve çekip gider. Siz de
yerine protez takarsınız. Sonra başka bir canavar gelir öbürünü kör eder. O da
protez olur. Sonra kevgir gibi ortalıkta dolaşıp, aşktan bahsedersiniz böyle
Bunlara ancak gülmekten katılırım. Çünkü bu benim başıma hiçbir zaman gelmedi. Çünkü genelde o canavarı ben oynamaktayım. Ayrıca oyle 2. adımda olduğu gibi eve dönme, hayal kurma gibi şeyler olmuyor. 1. adım olusuyor ve aynı gün içinde 4. adıma ulasıyoruz.