Nedendir bilmiyorum ama kendimde bir özgüven eksikliği hissederim hep. Çoğu zaman bir kararı tek başıma veremem, devamlı birisine danışma, acaba verdiğim karar rasyonel mi diye sorma ihtiyacı duyarım.
Bazen öyle şeyler olur ki, bu olaylar sizin hayatınızı baştan aşağı etkileyecek kadar önemlidir ve siz bu olayları yaşayıp yaşamamak konusunda karar vermekte özgür hissetmezsiniz kendinizi. Kendinize "oğlum, bu senin hayatını etkileyecek bir karar, bu kararı ancak sen verebilirsin, o sadece senin hayatın" dersiniz. Ama nafile...
Bugünlerde de böyle bir şey yaşıyorum. Son derece radikal bir konuda karar vermekte zorlanıyorum. Eğer kendime izin verip de yaşamaya, o olayı hayatıma sokmaya karar verirsem ne olur diye sonuçlarından korkuyorum.
Devamlı üzülüyorum, pısırık herifin tekiyim ben diye. Acaba öyle miyim? Acaba çok mu düşünüyorum bir karar üstünde? Acaba yapmalı mıyım? Acaba başkaları bundan etkilenecek mi ve ne diyecekler? Acaba kararın etkisini paylaşan "O KİŞİ" bana nasıl bir tepki verecek?
Bu sorular zihnimi kurcalayıp beni tüketirken, ben de galiba böyle gelmiş böyle gider hesabı yitip gideceğim. Çok korkuyorum çünkü bu konuda daha önce hiç tecrübem olmadı, daha önce bu konuda hiç karar vermedim.
Belki size saçma gelecek ama çocukken ilk bilgisayarımın yanında kuzenim bir de Red Alert oyununu hediye etmişti. O oyunu hiç oynamadığım için korkuyordum, bir türlü yüklemedim. Derken aylar sonra oyunu kurdum ve bitirdim, üzerimden bir yük kalkmıştı.
Ama o olay o kadar basit ve sığ bir konu ki, şu anki durumla karşılaştırmak çok gülünç ve bir o kadar da anlamsız... Of, sanırım çıldıracağım. Yüreğim hop oturup hop kalkıyor. Aklıma geldikçe adrenalin salgılıyorum. Fikri beni ürkütüyor. Bir yandan istiyorum, bir yandan istemiyorum ya da isteyemiyorum.
Acaba böyle olmamda kim suçlu? Psikolojik olarak bu sorunlar nasıl oluştu kim bilir? Belki de bir psikoloğa gitsem iyi olacak, ne dersiniz?
Benim fikrim; İnsan bi yaştan sonra (genelde 18 yaşı oluyor) önceden hiç yaşamadığı olaylar ve düşünceler yaşar. Ve bu en az 10-15 sene sürer. Bu sürede insan hep yeni sorunlar ve düşüncelerle karşılaşır. İşte bu hayat tecrübesidir. Onun için insanlar 30 yaşlarından sonra olaylara daha gerçekçi ve nesnel bakabilirler. Bir iş yaparken nedenlerini ve sonuçlarını tahmin ederler, çünkü bir hayat tecrübesine sahiptirler. İnsan ilk defa sorumluluk altına girdiğinde o kadar korkarki, ölmek bile isteyebilir. Çünkü ilk defa bu tip şeyler görmektedir. Aynı şekildede duygularda böyledir. İnsan aşık olduğunda ilk defa böyle duyguları yaşadığı için kendinden korkar ama diğer taraftanda içinde değişik karmaşık duygular vardır - sevgi,dostluk,beğenilme gibi - . İnsan bu tip duyguları ilk yaşadığında çoğu zaman tökezler afallar. Ne oluyor bana der. Ben böyle değildim der. Gayet normal bir durumdur bu. Bu tip durumlarda bence yapılması en iyi şey içinde bulunulan durumu önceden yaşayanlara sormaktır. Çünkü düşenin halinden düşen anlar. Aşkı ele alalım. Aşıksak ve birisine açsak bu durumu o da bak hata yapıyorsun çünkü durum .....vs.vs. gibi dese. Sonunda üzüleceğimizi bu olayda söylese belkide o anda içimizdeki karışık duygulardan dolayı dinlemeyebiliriz. Ama ben şunu farkettim her zaman büyüklerin sözünü dinlemeliyiz. Uymalıyız demiyorum ama acaba neden böyle diyorlar diye analiz etmeliyiz. Hayat tecrübesi çok önemli birşey. İnsan bazen sorunları karşısında çaresiz kalıyor ve bunalıma giriyor. Çok konuştum ama içimden bunlar geldi. Görüşlerim bi fayda sağlarsa okuyanlara çok sevinirim. Son olarak. Çok okuyan değil çok yaşayan (hayatı daha iyi) bilir. Çünkü hayat tecrübelerle öğrenilir. Tecrübesi olanlara danışmak yapılacak en iyi hamledir tecrübe sahibi olmadığımız konularda. Bu kadar okuduğunuz için teşekkür ederim. Affınıza sığınıyorum çok vaktinizi aldım.