Ana SayfaPortfolyoWebLogGaleriDiğerleri
 
Herkesin bir derdi var

Bu dünya çok değişik, çok enteresan bir gezegen dostlar. İnsanların kimisi ağlarlar, sana dert yanarlar ama aslında büyük sandıkları o dertleri hiçbir şey değildir. Ama kimi insanlar vardır ki, ağlamazlar, yüzlerinde devamlı tebessüm vardır.

Ama o gülen yüzün arkasında birçok derdin yükü altında ezilmemek için direnen, elindeki imkanlarla yetinen, mutlu olmaya çalışan birisi vardır. Derdi çoktur ama, bu kendisini ilgilendirir. Mecbur kalmadıkça kimse de bilmez onun dertlerini.

Bazen düşünürüm: acaba derdini belli etmek mi iyi, yoksa kalender olup kimsenin bilmesi gerekmez diyerek içine atmak mı iyi diye. Aslında ikisinin de iyi ve kötü yanları var.

Ağladığın zaman, yani derdini söylediğin zaman nadir de olsa karşına çıkan iyi bir insan sana yardım etmek için birşeyler yapabilir. Fakat bu küçük bir ihtimaldir. Ayrıca zaten sana zor dayanan, veya onun için çok birşey ifade etmediğin kimseleri kendinden uzaklaştırmış olursun.

Diğer yandan kalender insan olup, derdini kendine saklar, gururunla yola devam edersen, bu sefer de birisinin yardım etmesini beklememen lazım. Çünkü yüzü gülen bir insan için şunu söylerler her zaman: "ne güzel, hep gülüyor, derdi yok bunun galiba". Aslında haklılar da...
Çünkü eğer yüzün gülüyorsa kimse "bu adam ne kadar mutsuz yahu" demez :)

Fakat ikincisinin sana getirdiği fayda, onur ve gururdur. Eğer senin için değerler çok önemli ise, tek seçeneğin var: gülmek ve devam etmek.

Hayat değişik dedim ya, işte bu da bir ikilem. Acaba hangisini yapmak lazım? Bu sorunun cevabı soruyu nasıl sorduğuna bağlı:
Eğer soru "Hangisi daha doğru" ise tabi ki gülmekten yanadır cevap.
Fakat soru "Hangisi pratikte daha faydalı" ise diğer seçenek, ağlamak daha ağır basıyor.

Umarım kimse bu soruları sormak zorunda kalmaz, soranlara da Allah'tan sabır ve yardım diliyorum.

30.8.2005 tarihinde, saat 21:23 sularında yazmışım
Yorum Sayısı: 6
Tahliller kategorisine yazmışım
177 kez okunmuş.
Yazılan Yorumlar
1

vay be sen bi gazeteye köşe yazarı olsana canım arkadasım

eysil | 31.08.2005 00:00
2

ben bunu okuyamayacağım cok uzun ve sıkıcı duruyo

Rafık | 09.09.2005 00:00
3

eysile katılı YORUM...

MIB az gözlük kullanan | 09.09.2005 00:00
4

evet

burakkanmaz | 14.09.2005 00:00
5

Tolstoy hayatı boyunca hep aklın yolunu izlediğini anlatır. fakat akıldan elde ettiği şeyin sadece 0 = 0 yani hiç birşey olduğu sonucuna varır. hz. süleyman, genç prens buddha ve schopenhauer'in düşüncelerinden bölümlere yer verir ve bu büyük insanların da hayatta elde ettiği tek sonucun bir "hiç" olduğunu anlatır. sonucun "hiç" olması, onu yaşamın acı dolu ve çekilmez bir şey olduğu, bunu devam ettirmenin anlamsız olduğu ve intiharın tek çıkış yolu olduğu sonucuyla karşı karşıya bırakır. akıl yoluyla bulduğu sonuca göre intihar etmesi gereken tolstoy yine de yaşamaktadır ve bir şeylerin ters gittiğine inanmakta fakat ne olduğunu bir türlü bulamamaktadır. fakat sonra, eskiden aşağılayarak baktığı köylüler ve sıradan insanlar dikkatini çeker. bu cahiller gayet kendinden emin ve mutlu bir şekilde hayatlarını sürdürmektedirler. onları hayatta tutan şey ise asla sorgulamadıkları "inanç"larıdır. tolstoy kendini bu işe adar ve çeşitli dinleri araştırır, ilahiyat okur, kiliselerde ayinlere katılır. lakin gelgelelim, kilisenin saçma gelenekleri onu yiyip bitirir. belli bir dönem bu saçma ritüelleri kabullenmekte oldukça zorlanır. sonunda, hayatın anlamına bir nebze olsun varabilmenin, tıpkı köylüler gibi kendisine verilen görevleri sorgulamaksızın yerine getirmekten; oturup "hayatın anlamı nedir? gibi felsefi sorular sorup yorumlar getirmek yerine ona verilen yaşam olanaklarını kullanmaktan geçtiğine kanaat getirir. yaşamaksızın sadece sorgulayarak asla hayatın anlamına varamayacaktır.

Lev Nikolayevic Tolstoy | 17.0.2005 00:00
6

kimki hayati sorgular o olumu arzular,kimki kendine asik olur,o ki tek dostu aynalar olur,kimki dunyasini sinirlari icinde kurar,dostlar ondan kimseye gelmez yarar.

bahevic andreyka | 06.12.2005 00:00
Yorum Yazın
Aşağıdaki form aracılığıyla bu yazıya yorum yazabilirsiniz. Lütfen işaretli alanları boş bırakmayınız. E-posta adresiniz sadece doğrulama amaçlı olarak isteniyor. Sitede kesinlikle yayımlanmayacak ve üçüncü kişilerle paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra sitede yerini alacaktır.






BurakGurbuz.com | Kişisel Portfolyo | Blog | Galeri | bblog PHP v5.00 | Tüm hakları saklıdır. İzin alınmadan kopyalanamaz