Ana SayfaPortfolyoWebLogGaleriDiğerleri
 

Tamamen benim ürünüm olup biraz su yüzeyi, biraz da ebru sanatına benzeyen bir görüntüdür kendisi. Hadi başlayalım:
Adım 1: Yeni bir döküman açın.
Adım 2: D tuşuna basın.
Adım 3: Filter>Render>Clouds filtresini uygulayın.
Adım 4: Filter Sketch>Chrome filtresini açın ve tüm ayarları sağa çekin.
Adım 5: CTRL+U veya Image>Adjust>Hue/Saturation komutunu verin. Buradan mavinin güzel bir tonunu "Colorize" açık olmak üzere seçin.

İşte bu kadar basit.

Hayatım boyunca başıma gelen hadiselerde, kendimde olan hataları aradım durdum. Devamlı olarak bir şeyleri düzeltmeye çalıştım. Bazen bu düzeltmeye çalıştığım şeyler benden kanaklandığı için bir yere kadar halledilebilir şeylerdi. Fakat eğer yanlışlıklar karşı taraftan kaynaklanıyorsa bunu düzeltmeye çalışmak bile yeni bir hatanın oluşmasına meydan verebilir dostlar.

Örneğin birisi size hoşunuza gitmeyen bir laf söylediğinde bunu kendisine söylemeniz (uygun bir dille tabi ki) belki sorunu halledebilir. Ama bir ihtimal sorun daha da büyüyebilir. Mesela en neşeli anınızda bir espri yaptığınızda yanınızdaki kişi küt diye bir laf söyleyip sizi bozduğunda onu söyleyip söylememeniz gerektiğini önce bir düşünün ona. Çünkü bazen sabretmek söylemekten daha karlı olabilir.

Sabretmek derken, bir yanağınıza tokat yediğinizde öbürünü uzatmaktan bahsetmiyorum tabi ki. Söylemeye çalıştığım şey, o hatayı yapmamaya çalışıp, biraz daha dikkatli davranmanızdır. Bu biraz zor fakat yapılamayacak birşey değil. Sadece birazcık alıştırma gerekli ;)

Siyah bir arkaplanda patlayan bir yazı mı yapmak istiyorsunuz? Hani şu Batman yazısının yazıldığı tarzda?
O zaman başlayalım.
Adım 1: Yeni bir döküman açın. (En az 640x480 olsun)
Adım 2: Dökümanın tam ortasına büyük puntolarla ve siyah renkte bir kelime veya isim yazın. Çok uzun birşey yazmayın çünkü çok karman çorman oluyor yazı.
Adım 3: Yazı katmanını sağ tıklayıp Duplicate Layer seçeneğini seçin.
Adım 4: Yeni oluşan katmanı sağ tıklayıp Rasterize (TEXT) Layer ı seçin.
Adım 5: Edit>Fill komutunu verin. Color: White, Mode: Multiply olarak seçin ve onaylayın.
Adım 6: Filter>Blur>Gaussian Blur ı seçin ve 1,5-2 arasında değer verin. Önemli olan aslında şu: Yazı okunaksız olmamalı fazla.
Adım 7: Filter>Distort>Polar Coordinates i seçin ve Polar to Rectangular ı seçin.
Adım 8: Image>Rotate Canvas>90 CW seçin.
Adım 9: Filter>Stylize>Wind filtresini iki kere uygulayın.
Adım 10: CTRL+SHIFT+L ye basın. Bu görüntüyü biraz düzeltecektir.
Adım 11: CTRL+I komutunu verin. Bu renkleri tersine çevirecek.
Adım 12: 2 kez CTRL+F ile son uyguladığımız wind filtresini uygulayalım.
Adım 13: Image>Rotate Canvas>90 CCW seçin.
Adım 14: Filter>Distort>Polar Coordinates> Rectangular to Polar ı seçin.

Alın size güzel bir yazı.

Bonus 1: En üstteki katmanın özelliğini Normal yerine Hard Light yaparsanız alttaki yazı da görünecektir.
****Bonus 2:**** Bu çok önemli. Patlama efektine renk vermek için en üst katman seçili iken CTRL+U komutunu verin. Colorize seçili iken Hue ve Saturation ile oynayarak istediğiniz rengi verin.

Süper oldu;)

http://www.burakgurbuz.com/mou.jpg

Rock: Müziklerin en babasıdır bence. Çoğu tür onun üzerine türemiştir. Gitar ön planda olursa ve iyi sololar olursa müthiş şarkılar ortaya çıkabilir.

Metal: Çok sert olmadığı sürece severim. Metallica, Pentagram gibi gruplar müzik terimini başka yerlere taşımış, çok ileri götürmüş metal gruplarındandır bence. Ve metal önemli bir türdür.

Jazz: Çoğu insanın bu müzik hakkındaki fikri, bu türün dertsiz, gamsız bir tarz olduğudur. Gerçekten de bir yere kadar doğru bir söz. Sözleri biraz öyle ama özellikle gitar, kontr bas, saksafon ve davulun olduğu bir quartet harika işler çıkarabiliyor. Önerilir...

Blues: Eric Clapton'ın bir sözünü aktarmak isterim sizlere: "Bir insan dertliyse sadece blues yapabilir, blues hüzün demektir." Bu müzik usta ellerde muhteşem bir şeye dönüşüyor dostlar. Harika gitar riffleri, şarkının ritmine uygun bir vokal ve işte size mükemmel bir blues şarkısı. Özellikle Eric Clapton ve ZZTop önerilir.

Country: Harika bir türdür. Yeter ki şu dağınık gitar devamlı çalsın arkada. Alan Jackson, Kenny Rogers gibi müthiş sesler bu türün önderleridir.

NuMetal: Çok fazla taklit vakasının olduğu bir tür. Birisi güzel birşey yapıp da piyasa olunca herkes onu taklit ediyor. O yüzden orijinallere dönmek lazım.

Pop: Açıkçası içinde gitar olan şarkılar bazen güzel olabiliyor. Bir de çok güzel, billur gibi diye tabir edilen vokaller de bu türü çekici yapabilir. Ama Türkiye'nin şu anki piyasa hali benim midemi bulandırmaktan ileri gidemiyor malesef.

Rap/HipHop: Farklarını tam olarak bilimyorum bu iki türün. Bazen hakkaten de güzel şeyler çıkıyor. İnsanın içi gıdıklanıyor o tarz şarkılarda. Ama bu türü işin özünü kavramadan (yani rap felsefesini) yapınca insanlar, çok soğuyorum. Sırf rap olsun diye saçmalamak da iğrenç oluyor be kardeşim.

R&B: İğrenç (Bence)

Pop/Rock: Süper şarkılar bulabilirsiniz bu türde. Sakın es geçmeyin.

Enstrümental Rock / Metal: En iyi müzik türüdür kanımca. Eğer çalan kişiler hakkaten hissederek çalıyorlarsa iki hafta durmadan dinlenebilecek müzikler çıkıyor. Öneririm. Türkiye'de Hasan Cihat Örter Türk müziği ile sentezlenmiş bir şekilde harika yapıyor bu işi.

Klasik Batı Müziği: Yoruma gerek var mı, harika...

Klasik Türk Müziği: Tek geçerim.

Bazen insanların tiplerine dikkat ederim. İncelerim kişileri. Tipleri, hal ve tavırları çok çeşitlidir. Kimisi uzun, kimisi kısa; kimisi komik, kimisi donuk. O kadar çok tip var ki, insan Allah'ın bu kadar tipi yaratmak için kurduğu sisteme hayranlık duyuyor.

Bazen otobüste giderken veya durakta beklerken insanları inceliyorum ve bazen harbiden çok gülünç şeyler oluyor.

Geçenlerde bir adam durakta durmuş oyma çalışması yapıyor burnunda. Ama adam işi öyle bir geliştirmiş ki, hiç saklamıyor, bileğine kadar sokuyor. Zaten burun delikleri Etna yanardağının krateri kadar genişlemiş o yüzden :D Baktım adam biraz fazla derine sokmuş, kolu çıkmıyor delikten, bir koşu evden gidip radyasyon elbisemi alıp vardım yanına amcanın, beraber beş kişiyle filan ancak çıkardık. Etrafına krem filan sürdük.


Bizim bir hocamız vardı, sağolsun sayesinde 8. sınıf ve lise 1 de matematik namına cahil cüheyla bir şekilde seyir ettik. Bu güzel insanın emektar bir Rotring marka uçlu bir kalemi vardı. Fakat bu kalem bildiklerinizden değildir. Birçok işi aynı anda yerine getirebilir. Mesela kalemin kapak kısmıyla sırasıyla burun ve kulak karıştırılabilir ve sivri tarafıyla çok rahat bir şekilde dişler temizlenebilir. Hatta o kadar süper bir kalemdir ki, onunla bu işlerden sonra yazı yazabilir, millete o kalemi verip birşeyler yazdırabilirsiniz. Düşünsenize, tüm o ders boyunca olan olaylardan sonra bir de hoca size kalemini uzatıp birşeyler yazdırmak isterse ne yaparsınız? Ben ne yaptığımı söyliyeyim: kaçtım, tuvalete saklandım :) Tamam biraz abartı oldu ama adamdan kalemi almamak için iki kat aşağı inip kendi kalemimi almak zorunda kaldım. O yüzden siz siz olun kesinlikle başkasının Rotring kalemiyle yazı filan yazmayın.

Bazen düşünüyorum da bu bilgisayar denilen meret nedir? Neden bu kadar bağlandık bu makinaya? Yoksa o mu bize bağlandı da bırakmıyor?

Bazen öyle günler oluyor ki, aynı sorunu iki farklı şehirde iki ayrı şirkette çözüyorum. Şu satırları yazdığımdan birkaç saat önce müdürümün Outlook ile bir problemi oldu. Çok eski mailleri aptal gibi sanki bugün almış gibi görüyordu. Tam o problemle cebelleşirken Gaziantep'teki firmadan aradılar ve "Doktor, Outlook'ta bir problemimiz var. Mail alıp göndermiyor!" dedi karşıdaki kişi.

Aklımdan geçen kelimeleri burada yazarsam bir daha siteye uğrayacağınızı sanmıyorum.

Her neyse, bugün iki sorunu da hallettim. Ama aklımda bazı cümleler belirdi.
1. Outlook'un Laneti. Coming soon...
2. Microsoft'un İntikamı: Bir korku filmi
3. Bill Amca'nın sırları: Bir sır ne kadar karanlık olabilir?

Tamam size pek kolay gelmeyebilir ama benim durumumda olsaydınız anlardınız.

Bu dünya çok değişik, çok enteresan bir gezegen dostlar. İnsanların kimisi ağlarlar, sana dert yanarlar ama aslında büyük sandıkları o dertleri hiçbir şey değildir. Ama kimi insanlar vardır ki, ağlamazlar, yüzlerinde devamlı tebessüm vardır.

Ama o gülen yüzün arkasında birçok derdin yükü altında ezilmemek için direnen, elindeki imkanlarla yetinen, mutlu olmaya çalışan birisi vardır. Derdi çoktur ama, bu kendisini ilgilendirir. Mecbur kalmadıkça kimse de bilmez onun dertlerini.

Bazen düşünürüm: acaba derdini belli etmek mi iyi, yoksa kalender olup kimsenin bilmesi gerekmez diyerek içine atmak mı iyi diye. Aslında ikisinin de iyi ve kötü yanları var.

Ağladığın zaman, yani derdini söylediğin zaman nadir de olsa karşına çıkan iyi bir insan sana yardım etmek için birşeyler yapabilir. Fakat bu küçük bir ihtimaldir. Ayrıca zaten sana zor dayanan, veya onun için çok birşey ifade etmediğin kimseleri kendinden uzaklaştırmış olursun.

Diğer yandan kalender insan olup, derdini kendine saklar, gururunla yola devam edersen, bu sefer de birisinin yardım etmesini beklememen lazım. Çünkü yüzü gülen bir insan için şunu söylerler her zaman: "ne güzel, hep gülüyor, derdi yok bunun galiba". Aslında haklılar da...
Çünkü eğer yüzün gülüyorsa kimse "bu adam ne kadar mutsuz yahu" demez :)

Fakat ikincisinin sana getirdiği fayda, onur ve gururdur. Eğer senin için değerler çok önemli ise, tek seçeneğin var: gülmek ve devam etmek.

Hayat değişik dedim ya, işte bu da bir ikilem. Acaba hangisini yapmak lazım? Bu sorunun cevabı soruyu nasıl sorduğuna bağlı:
Eğer soru "Hangisi daha doğru" ise tabi ki gülmekten yanadır cevap.
Fakat soru "Hangisi pratikte daha faydalı" ise diğer seçenek, ağlamak daha ağır basıyor.

Umarım kimse bu soruları sormak zorunda kalmaz, soranlara da Allah'tan sabır ve yardım diliyorum.


BurakGurbuz.com | Kişisel Portfolyo | Blog | Galeri | bblog PHP v5.00 | Tüm hakları saklıdır. İzin alınmadan kopyalanamaz